sean-parkerSean Bw Parker, bugün Twitter’dan beni takibe almış. One-line-bio’sunda yazan “singer-songwriter” ve konum bilgisi olarak da “İstanbul”u görünce ilgimi çekti ve önce şarkılarını dinledim, sonra kendisi hakkında ufak bir araştırma yaptım. MySpace profilinden alıntılıyorum:

“Uzun zamandır İstanbul, özellikle de Anadolu Yakası, dünyanın birçok yerinden insanların ikamet etmeye başladığı bir görünüm aldı. Diğer yandan Kadıköy’ün Rock müzik ekseninde bulunduğu konum, meşhur “Kadıköy Sound”, “Akmar Pasajı” veya “Kaybedenler Kulübü” düşünüldüğünde hiç de yabana atılamaz. Artık bu soundun gücünden mi diyeceğiz yoksa tesadüf mü bilemiyorum ama bir İngiliz müzisyen bu soundun en aktif en önemli parçası olmaya başladı son zamanlarda: Sean BW Parker. Bunu vurguluyor olmamdaki temel nedenlerden biri, Sean’in Kadıköy Sound’dan hiç de uzakta olmayan bir tarza sahip olması. Kendine özgü funky ritimlerin yanında alt yapısında blues ve cazın da yer aldığı alternative rock müziği. Facebook ve MySpace’in gücünü sonuna kadar kullanan Sean ciddi bir dinleyici kitlesi oluşturmuş görünüyor. Zira kurduğu Sean Parker Band ile kendisini başta Kadıköy Shaft Bar olmak üzere, Kemancı, Studio Live gibi mekanlarda sık sık görmeniz mümkün. “A Gun To The Temple” albümünü 2008 yılı içinde kaydeden topluluk bu kayıdı internetten paylaşmakta da bir beis görmemiş. Albümde Sean BW Parker, gitar ve vokallerde yer alırken, Thomas Patron ikinci gitarda, Muratcan Akçay da davullarda yerini almış. Yapıta ayrıca, Matthew Lemon, Barış Büren, Sertaç Güler ve Bob Lanz da katkıda bulunmuşlar. Tüm şarkı sözleri, besteler ve prodüksiyon ise Sean BW Parker’a ait. Albümü grubun MySpace sayfasından veya ilike.com‘dan dinlemek mümkün. Sean ilk başta bol R.E.M. etkili “Above The Warzone” ile dikkat çekmeyi başarıyor. “Spirits” ve “Cascade” İngiliz yenilikçi rock müziğinin bariz bir biçimde Sean ile vücut bulmuş hali. ”Flesh Machine” , ”Whoes”, “Falling From High”, “Shades Of Grace” ise Kadıköy Sound’un bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde karşımıza çıktığı melankolik balladlar. “A More Defansive Attack”, ska bölümleriyle oldukça keyifli bir şarkı. ”Spit It Out” albümün hareketli şarkılarından. ‘Spit it out, spit it out…’ naralarıyla bizi dans pistine savuruyor. Duygusal melodiler, derinden gelen karizmatik ve melankolik vokaller ve tüm bunlara rağmen eğlenmeyi unutmayan kaygısız bir ruh hali. Parker hepsini bir arada başarıyla sunuyor bizlere. Albümün öne çıkanları; ”Above The Warzone”, ”Spirits”, ”Falling From High”, ”A More Defansive Attack” ve ”Spit It Out” olarak sıralanabilir. Dedim ya albümünü karşılıksız paylaşıyor bu gizemli İngiliz.”

2004 senesinde İstanbul’a geçici bir süreliğine gelen Sean, burayı çok sevmiş ve şehre uzun süreliğine yerleşmeye karar vermiş. O zamandan beri de kurduğu grubu ile birçok farklı mekanda ve festivalde sahne almış. İnterneti de aktif bir şekilde kullanıyor: Çeşitli dergilerde çıkan röportajlarını, konser fotoğraflarını MySpace profilinden paylaşmış. Profilinde blog da tutuyor. Twitter hesabından Taksim’de saldırıya uğradığından birçok konudaki farklı düşüncelerine kadar çeşitli bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Hesabını ilk açtığında daha çok tanıtım için kullandığı görülüyor fakat daha sonraları kişisel bilgilerini ve düşüncelerini de paylaşmaya başlamış ve onu takip etmek daha keyifli bir hal almış. Facebook profilini (Sean Parker yazınca çıkıyor-tam 12 tane de ortak arkadaşımız varmış! Genelde müzikle ilgili kişilerle arkadaş) ve grubunu da es geçmemek lazım tabii ki.

Kısacası: Twitter’ın bu özelliği çok hoşuma gidiyor. Çok küçük detaylar üzerinden yeni insanlar keşfetmenizi ve onları takip edebilmenizi sağlıyor. Sean Parker’ı bir konserde canlı olarak izlediğimde daha da keyif alacağıma eminim.



Toplam : Bir Yorum Var

    Ozan Cali Mayıs 4th, 2009 at 7:38 pm

    Vadi merhaba, beni hatırladın mı? Ben Ekim’de Aachen’a Erasmus amacıyla geldiğimde senin kiraya verdiğin evle de ilgilenmiştim. Sean’la ilgili bir yazı yazdığını görünce, “bu o Vadi Efe mi acaba?” diye baktım, senmişsin gerçekten. “Sean’la ortak arkadaşların olması” konusu gerçekten çok yaygın, zira internet ortamında olup da müzikle ilgilenen hemen herkes Sean’ı bir şekilde bir yerden tanıyor, baksana sana bile ulaşmış oldum Sean aracılığıyla =)

    Ben de Sean’ı 1-1,5 yıldır tanıyorum, bir konserimizi şans eseri izlemeye geldiğinde tanışmıştık Sean’la, o gün bugündür ara sıra beraber çalıyoruz. Eklemek istediğim de şu ki, kendi besteleri kadar, konserlerde yaptığı cover seçimleri ve yorumları da çok başarılı. İlk dinlediğin andan itibaren buram buram İngiliz tınlıyor..

Yorumunuz:


  • April 26, 2009 at 4:28 pm Vadi Efe
    pazar akşamı keşfi.. müzikseverler bir incelesin mutlaka..
  • April 26, 2009 at 7:40 pm Ahmet Yükseltürk
    Aynen. Beni de takibe almış. İstanbul görünce heyecanlanıp, ekşisözlük'e koştum. :)

Add a comment on FriendFeed