İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

RSS Linkedin Xing Facebook Hakkimda Twitter

youtubeyasagiBugün Akşam Gazetesi‘nin pazar ekinde Selin Özavcı imzasıyla yayımlanan haberde 1,5 senedir devam eden YouTube yasağının sonunda AİHM’ye taşınması ve Anaposta uygulaması üzerine görüşlerim yayımlandı. Bloguma da eklemek istedim. “Bir video için tüm Türkiye’yi cezalandırıyoruz” başlıklı haberin tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Konu hakkında görüşlerimi şu şekilde paylaşmıştım:

“Sivilleşme çabaları ve demokratikleşme hareketleri bir süredir ülkemizin gündeminden düşmeyen konu başlıkları. YouTube davasının 1,5 senedir sivil irade ve devlet işbirliği ile çözülememiş olması ve AİHM’ye taşınması daha atmamız gereken çok adım olduğunu gösteriyor. Bürokrasi problemi, vurdumduymazlık, veya adını ne koyarsak koyalım ortada ciddi bir problem var, bu dava bu problemi gündeme taşıyacaktır ve çözüm yolunda etkili olacaktır diye umuyorum. Fakat keşke dışarıya yansımadan kendi içimizde çözebilseydik bu problemleri.

Anaposta uygulamasının e-postalar üzerinden yürüyen bilgi akışını merkezi otorite altına alma amaçlı olduğu çok net. Hem teoride hem de pratikte uygulanması imkansız ve uygulamaya alınmaya çalışıldığında çok tepki göreceği açık. Devlet kurumlarının bu tip temelsiz uygulamalara kalkışmak yerine internetin doğasını kavramış ve bu işte uzmanlaşmış kişi ve kurumların işbirliği ile hareket etmesi gerekir.”

Birkaç hafta önce katılmış olduğum Webit‘te sunumlar ve workshoplar Web TV üzerinden yayınlanmak üzere kayıt ediliyordu. Bu sırada etkinliğe katılan konuşmacılar ile de çeşitli röportajlar yapılıyordu. Tahminimce Türkiye’den katılıp organizasyonda büyük bir medya firmasını ve yayıncıyı temsil etmeyen ve tarafsız bir duruş sergileyebilecek, ek olarak sektörel & profesyonel blogu bulunan ve yazılı basında da sektörel yazılar yazan tek isim olduğum için benimle de Türkiye pazarının güncel durumu ve geleceği üzerine bir röportaj yapmak istediler.

Röportajda Türkiye internetinden güncel bilgiler & rakamlar vermek ve Türk internet kullanıcısının en fazla kullandığı servisleri özetlemek üzere ufak bir araştırma yaptım. Röportaj artık Web TV üzerinden yayınlanmış olduğuna göre (izlemek için buraya tıklayın) bu almış olduğum notları blogum üzerinden paylaşabilir ve kayıt altına alabilirim diye düşündüm.

Birçok farklı kaynaktan derlemiş olduğum bu bilgilerin %100 doğruluğu konusunda garanti veremiyorum. Kimisi 1-2 sene önceki rakamların üzerine kendimce yaptığım eklemeler ile ortaya çıkmıştır, kimisi ise profesyonel kurumlar tarafından yapılan araştırmalardan derlenmiştir. Umarım işinize yararlar:

Türkiye Gayrıresmi İnternet Raporu (2009)

  • Türkiye Avrupa’da 7. en büyük internet pazarı (kullanıcı sayısı olarak)
  • 28 milyon internet kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor. Evlerinden düzenli olarak internet kullanan 17 milyon kişi var.
  • İnternet penetrasyonu %40 seviyelerinde
  • Comscore araştırmasına göre aylık ortalama 32 saat internet kullanıyor Türkler, ve bu Avrupa’da en yüksek rakam.
  • Türklerin en çok kullandığı servisler sırasıyla: anlık mesajlaşma, sosyal ağlar, oyunlar, e-posta, haberler, multimedya & video, arama, e-ticaret
  • Dünya’da en kalabalık 11. internet nüfusuyuz.
  • Tahminen 9 milyar dolar e-ticaret hacmi var.
  • 200 milyon dolar online reklam harcaması yapılıyor.
  • İnternet kullanıcılarının %45′i 16-24 yaş arasında.
  • Türkiye’de internet kullananların %70 i en az bir defa internetten alışveriş yapmış.
  • İnternet üzerinden en çok satın alınan ürünler: teknoloji ürünleri, seyahat ve leisure (hobi vb.)
  • Türkiye’de 50 milyon kredi kartı var.
  • Şu ana kadar en çok büyüme gösteren internet projeleri e-ticaret, matchmaking, sosyal ağlar, portaller, bankacılık ve ödeme uygulamaları çok gelişmiş, alternatif bol.
  • Son 4 senedir yabancı firmalar Türkiye’de ofis açıyorlar ve önemli satın almalar & işbirlikleri yaşandı. Bunların sayısında da önemli artış yaşanacak.

Eklemeleriniz veya güncellemeleriniz olursa iletişim kısmından gönderin lütfen.

oklogoYouthRep ortaklığıyla birlikte Ortakantin‘de işler oldukça hızlı ilerlemeye başladı. Yeni bir ofisimiz, yeni ekip arkadaşlarımız var. Yaratıcı ekibimiz harıl harıl yeni tasarımlar üzerine çalışıyor, yeni özellikleri ve arayüzü ile yeni ortakantin’in ilk versiyonunun lansmanını 2010 ocak ayında yapacağız. Bu arada sitenin altyapısı da elden geçiriliyor ve optimize ediliyor.

Bugün veritabanı üzerinde çalışırken herkesin ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bir istatistiği derledim: 2005′ten beri ortakantin forumunda en fazla aratılmış olan sözcükler. Sadece üniversitelilere özel bir platformda/sosyal ağ sitesinde hangi sözcüklerin aratıldığı bu tür sitelerdeki kullanıcıların davranış türlerini tanımlamak için iyi bir örnek olacaktır.

ortakantin-aramalarEn çok aratılan 35 “keyword” arasından dikkatimi çekenler:

Sitede çok fazla mesaj almış ve birçok kullanıcının takip ettiği forum başlıkları ve anketler en çok aratılanların başında geliyor. (En çok aratılmış sözcük olan “boşluk” sitenin en fazla mesaj almış olan başlığı, kullanıcılar o başlığa akıllarına ne gelirse yazıyorlar, bir konu sınırlaması yok. Bir ara düzenli olarak hazırlamış olduğumuz anketler de en çok aranan ikinci sırada.)

Site içi dinamikler kullanıcıların yaptığı aramayı oldukça fazla etkiliyor. Sitede popüler olan üyelerin takma isimleri de en çok arananlar arasında. (glikoz, luteus, bigbang gibi listede görüp anlam veremediğiniz sözcükler aslında kantinde çok vakit geçiren bazı arkadaşlarımızın takma isimleri:) ). Ortakantin evlendirme dairesi de üyeleri kaynaştıran bir sosyal grup, ve en çok arananlar arasında.

Sitemizin kitlesi olan üniversitelilerin ihtiyaç duyabildiği ve ilgisini çeken konular olan erasmus, ev arkadaşı, bilkent, odtü gibi keywordler de üst sıralarda.

Üniversite kitlesinin en çok aradığı ve onları en çok eğlendiren sözcükler de sırasıyla: MSN, aşk, youtube (!), lost, sevgili, seks, video, film, geyik, oyun, şarkı.

Sitede en çok aratılan şehirler sırasıyla Ankara, İstanbul ve İzmir (Ankara’da çok sadık bir kullanıcı kitlemiz olduğunu ilk senelerden beri takip ediyoruz.) Galatasaray, Fenerbahçe’den çok aratılmış :) Beşiktaş listeye girememiş.

Ekte yüklediğim tam listeyi incelemenizi tavsiye ederim. Aklın yolu bir: Üniversiteliler temel ihtiyaçlarını gidermek, sosyalleşmek ve eğlenmek istiyorlar. En azından ortakantin’de bu böyle.

100seyBirkaç gün önce Turkcell’in (gnctrkcll’in) yeni bir kampanyası yayına girdi: “Gençken yapılacak 100 şey” . Kampanyanın basit kurgusu şöyle: Şaşırtıcı, eğlenceli, biraz da cesaret isteyen birçok farklı kurgu içeren 100 maddelik bir liste içerisinden kendinize aksiyonlar seçip hayata geçiriyorsunuz, bunu da videoya çekip siteye yüklüyorsunuz. Örneğin “belediye otobüsünde top sektirmek” , “vapurda şarkı söylemek” gibi. Normalde yapmayacağınız ama sırf eğlencesine yapılabilecek şeyler. Katılımcılar arasından en çok ilgi çekenler, oy toplayanlar çeşitli ödüller kazanıyor.

Kampanyayı ilgiyle takip edeceğim, ne kadar fazla katılım olacak merak ediyorum. Bizde hep genç nüfusun fazlalığından ve enerjisinden bahsedilir fakat sıra aksiyon almaya gelince biraz çekingen kalırız gençler olarak. Fakat işin ucunda bir havuç, bir ödül olunca da her türlü aksiyona gireriz.

Bu konseptin çok benzerini 2007 senesinde 43things.com‘dan esinlenip “hayattaki isteklerinizi fotoğraf ve videolar ile paylaşacağınız bir sosyal ağ” şeklinde hayata geçirmiştim: istiyor.us! şu anda 50.000 üyesi ile aktif bir komünite. Seyahat ederken, farklı tecrübeler edinirken duyduğum heyecanları bazen ufak ufak videolar ile sitede paylaşmıştım. Karting yapmaktan Street Fighter oynamaya hatta Fajitas Yemek‘e kadar yüzlerce farklı tecrübe. Bu süreçte site kullanıcılarından da birçok enteresan paylaşım geldi: Tuza bandırıp erik yerken video çekenler ve lunaparka gittiğini kayıt edenler örneğin. Yaklaşık 2000 tane yüklü video var. İnternet üzerinden hayat kesitlerini paylaşmak birçok insan için çok keyifli, paylaşımlar da bir o kadar da ilgi görüyor. Bu süreçte kimileri çok girişken davranırken kimileri de özel hayatını yayına vermemeyi tercih edebiliyor tabii.

Bakalım bu kampanyadan nasıl sonuçlar alınacak, yeni internet ünlülerine sahip olacak mıyız, videolar kulaktan kulağa (veya facebook hesabından facebook hesabına) yayılacak mı? Zamanla göreceğiz.

Bu yazım konuk yazar katılımı olarak webrazzi‘de yayımlanmıştır.

İki hafta önce Webit’e katılmak üzere Sofya’ya gittiğimde amaçlarımdan birisi Doğu Avrupa internet sektörüne yakından göz atmak ve Doğu Avrupa’dan çıkmış startup’lar hakkında bilgi edinmekti.

Hem ülkemize coğrafi olarak yakın hem de artık Avrupa Birliği üyesi olan ülkeler Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya gibi yerlerde gelişmiş bir internet kültürü var mıydı? Ülkemize benzer şekilde “gelişmekte olan ülkeler” kategorisinde sayılan düşük nüfuslu ve internet penetrasyonu da nispeten zayıf olan bu ülkelerden geçtiğimiz senelerde belli başlı yarışmalarda başarı kazanan ekipler görmeye başlamıştık. (bkz. Seedcamp 2009)

Bu süreçte Sofya’da ofisini ziyaret edip kurucusu, ekibi ve Türkiye temsilcisi ile birebir görüşüp hikayesini dinleme fırsatı bulduğum bir startup’tan söz etmek istiyorum: Favit.

Favit’in amacı ve öncelikli işlevi bir bilgi toplayıcı & biraraya getirici (aggregator) olmak ve kaliteli içeriğin elde edilmesinde, organizasyonunda ve dağıtılmasında uzmanlaşmış bir uygulamaya dönüşmek. FriendFeed’e benzer şekilde birçok farklı kaynaktan bilgileri canlı olarak toplayan, bunları kendine has algoritmaları ile filtreleyen ve seçimlerinize bağlı olarak etiketler yardımıyla kategorileyen bir sistemden söz ediyoruz. Böylece standart bir kullanıcının internette geçirdiği vakit optimize edilmiş oluyor.

Favit’in merkezi Sofya’da ve ürün geliştirme ekibi Bulgar yazılımcılardan oluşuyor, finansmanı ise Sofya merkezli bir risk sermayesi olan NEVEQ’ten sağlanmış. NEVEQ 30 milyon avroluk bir fon. Amerikan ve İsviçreli özel yatırımcıların yanısıra European Bank for Reconstruction and Development en büyük hissedar.

Servis şu anda Yunanistan, Romanya ve Rusya’da aktif, ve Türkçe versiyonu da yayında. Şu anda 9 kişiden oluşan ekip 6 ay içerisinde Orta Avrupa pazarına açılmayı hedefliyor ve ekibi 15 kişiye çıkartmayı planlıyor. Favit “dünyayı değiştirme” misyonu, yenilikçi teknolojisi, Doğu Avrupa kökeni ve Amerika & İsviçre finansmanı ile Türkiye pazarında iş geliştiren internet firmalarına ilham verebilir.

Türkiye pazarına yönelik olarak yerelleştirilmiş tanıtım videolarını izlemenizi tavsiye ediyorum. Favit hakkında daha fazla sorunuz varsa servisin Türkiye sorumlusu olan Besim Dönmez ile iletişime geçebilirsiniz.

ipz-logoBugün İstinye Park’ta düzenlenen İnteraktif Pazarlama Zirvesi 2009‘a katıldım. Dinleyici olarak katıldığım “Türkiye’de İnternetin Geleceği” adlı panelde dikkatimi çeken bir olayı paylaşmak istedim:

Panelin konusu adından açıkça anlaşılıyor. Türkiye’de internetin geleceği hakkındaki tartışma öncelikle penetrasyon oranı ve ortada hala büyük bir potansiyel olduğu ile başladı, sonrasında bağlantı hızlarının artmasıyla zengin medya uygulamalarının artacağı konusuna geçildi. En son olarak ise sıra can alıcı konuya geldi: Sansür, ya da kibar tabirle erişimi engellenen siteler.

Panelin konuşmacılarından bir tanesi devlete bağlı bir kurumdan yollanmış bir isimdi: Uzun title’ını tam olarak yazmak gerekirse: “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İnternet Dairesi İletişim Uzmanı” Lütfi Güvener.

Kendisine yöneltilen “Türkiye’de erişim engellemeleri sorunu, sansür sorunu, bu konuda ne gibi gelişmeler sağlanacağı” sorularını kıvrak cevaplarla geçiştiren Lütfi Bey “YouTube’un Türkiye dışında hangi ülkelerde kapalı olduğu, ve açılıp açılmayacağı, bu erişime engellemenin yasal dayanağı” konusundaki sorulara ise şu cevabı verdi: “Mahkememiz bir karar almış, ben yorum yapamam bu konuda.”

Devlet görevlilerinin bu tür etkinliklere katılmaları harika, (Hatta Sofya’daki Webit’te de birkaç devlet görevlisi varmış misafir olarak) fakat bu görevlilerin yorum yapma insiyatifi yok mu? Mahkemelerin aldığı kararları yorumlama hakkımız yok mu? Mahkemenin verdiği bir karara itiraz hakkı, bu kararların iptal edilmesi, yanlış karar verilmiş olması durumu mümkün değil mi? Bir de eğer bu görevliler mevcut durum hakkında yorum yapmayacaklarsa kürsüde ne işleri var?

Bence “yorum yapamam” cevabı hiç hoş değildi. Kendisine önereceğim cevaplar bundan sonra bu tür sorularla karşılaşırsa en azından bu konuda çalışmalar yapılacağından bahsetmesi, soruların muhatabı olarak devletin hangi kurumları varsa oraya yönlendirme yapması, ve hatta e-posta adresi paylaşıp soru ve yorumları oraya yönlendirmesi. Vatandaş olarak devlet kurumlarından bilgi edinme hakkımız bulunuyor ve bu hakkı nasıl kullanabileceğimiz konusunda yönlendirme yapılabilir. “Yorum yok” deyip geçiştirmek halk tarafından seçilip belli makamlara oturtulan ve cebimizden ödediğimiz vergiler ile maaş alan kişilerin yapması gereken bir şey değil.

Geçtiğimiz hafta katıldığım Webit organizasyonundan edindiğim izlenimleri buraya tıklayıp Webrazzi’den okuyabilirsiniz. Konuk yazar olarak katılımda bulundum.

Blog yazısı dışında organizasyonda çekmiş olduğum çeşitli fotoğrafları paylaşmanın da ilginç olacağını düşündüm. Umarım hoşunuza gider. Düzgün bir startup havuzu/blogosferi bile bulunmayan Bulgaristan’da bu kadar kapsamlı bir dijital etkinliğin düzenlenmesi bize de ilham olur umarım. Dünyanın dört bir yanından önemli firmaların temsilcileri oradaydı, biz neden daha iyisini düzenlemeyelim?

Bu yazım digitalage dergisi Kasım 2009 sayısında ve webrazzi‘de yayımlanmıştır.

Doğu Avrupa’nın şu ana kadar düzenlenmiş en büyük e-pazarlama ve e-iş zirvesi Webit 4000’den fazla katılımcı ile 7-8 Ekim tarihlerinde Sofya’da düzenlendi. Ben de katılımcılardan birisiydim, sıcağı sıcağına size önemli gelişmeleri aktarmaya çalışacağım.

Sofya kaotik bir şehir, nüfusu henüz 2 milyon civarlarında fakat trafik İstanbul’dan daha karışık. Doğu Avrupa pazarında Türkiye 131 milyon avroluk çevrimiçi reklam harcaması ile başı çekiyor, bizi 45 milyon avro ile Yunanistan, 30 milyon avro ile Romanya ve son olarak da 15 milyon avro ile Bulgaristan izliyor. Bulgaristan’ın pazar büyüklüğü bizden 10 kat küçük fakat çok başarılı bir organizasyona imza attılar. Önemli konuşmacıları bir araya toplamışlar ve Sofya’nın en büyük etkinlik merkezinin iki katını kapatmışlar. Organizasyonun başarısı için e-academy’i ve Plamen Russev’i tebrik etmeli. Organizasyona Makedonya, Yunanistan, Romanya, Almanya, Avusturya gibi birçok farklı ülkeden katılımcı ilgi gösterdi.

Seminerler

eBay’den Google’a, Microsoft’tan AOL’a ve hatta Coca-Cola’ya kadar dijital pazarın en önemli firmaları temsilcilerini sunum ve konferanslar için göndermişlerdi. Webit’in en güçlü yanı da buydu: Toplam 40-45 dakika süren ve sıkmayan seminerler 30-35 dakika kadar sunum/tartışma, sonrasında da 10 dakikalık soru cevap seansları halinde düzenlendi. Benim en çok beğendiğim oturumlar PayPal Polonya ülke müdürünün sunumu, IAB Avrupa’nın sunumu ve Coca-Cola Avrupa dijital pazarlama stratejisi oturumu oldu.

Büyüklü küçüklü neredeyse tüm firmalar sosyal medyanın etkisinden, dijital pazara yapılan yatırımların artmasından, kriz zamanında diğer reklam mecralarının küçülmesine rağmen internet reklamcılığının büyümesinden, ve mobil reklamcılığın yakın gelecekte çok büyüyeceğinden bahsetti.

Seminerler boyunca Doğu Avrupa’lı firmaların temsilcileri küresel firmalara kendilerini göstermek için didindiler, Doğu Avrupa’da bulunan potansiyelden bahsedildi, markalara gelişmekte olan pazarlara yatırım yapmaları için teşvik edici sunumlar yapıldı.

Fuar Alanı

Webit’in zayıf noktası fuar alanıydı. Bu durum belki de Doğu Avrupa’da henüz oturmamış olan startup kültürünün bir yansımasıydı. Görüştüğüm kişiler ve yaptığım araştırmalar dahilinde söyleyebilirim ki Bulgaristan ve çevresindeki pazarlarda Hosting çözümleri ve yazılım taşeronluğu çok gelişmiş durumda, fakat online projelere yatırım yapmak, startup kurup geliştirmek konusunda bizim 3-4 sene önce bulunduğumuz durumda bulunuyorlar. İnternet projeleri genellikle büyük medya şirketlerinin tekelinde, ve bireysel girişimciler tarafından temsil edilen startup’lar ortada yok. Fuar alanında 15-20 kadar firma temsil ediliyordu ve bunlar da yazılım ve hosting hizmetleri sunan firmalardı. Bunlardan başka birkaç reklam ve pazarlama firması da mevcuttu. Fuarın belki de en ilgi çekici kısmı Webit Expo TV için çekim ve röportaj yapılan standdı. O kısımda birçok önemli konuşmacı ve katılımcıya ulaşmak mümkün oldu.

Fuar alanındaki firmalar yabancı katılımcılara bilgi vermek için hazırlıklı değildi, İngilizce bilgi içeren broşürleri bile yoktu, fakat her standa güler yüzleri ile beni karşılamaları ve sorduğum her soruya büyük ilgi ilgi karşılık vermeleri ve yardımcı olmaya çalışmaları takdire değerdi. Sanırım onlar da yurt dışından bu kadar fazla ilgi beklemiyorlardı.

Türkiye’den katılımlar

Seminerler boyunca Türkiye’nin adı da sık sık duyuldu. Özellikle sosyal ağlar ve facebook bağlantılı oturumlarda, online ödeme ve e-ticaret konulu seminerlerde Türkiye’den de örnekler verildi. Doğu Avrupa’nın en büyük online pazarına ve en kalabalık internet kullanıcı kitlesine sahip olmamız gurur vericiydi gerçekten. Ben de organizasyon dahilinde Türkiye internet pazarı üzerine genel bilgiler ve pazarımızın ilgi çekici yanları üzerine bir röportaj verme fırsatı buldum. İlerleyen günlerde seminerler ve röportajlar Webit Expo Web TV üzerinden yayınlanacak.

Konuşmacı olarak Dataport’tan Hakan Tetik ilk gün webit’in gayriresmi açılışını yaptı. İkinci gün ise Hürriyet İnternet Grubu’ndan Elif Bakiler dijital medyada stratejiler adlı oturuma katıldı. Türkiye’den gelen konuşmacılara ve katılımcılara oldukça fazla ilgi gösterildiğini söyleyebilirim.

Konuşmacılar dışında Rezztoran.com’dan Çağla Erdoğan, P&G Türkiye’den Selvi Talipoğlu, Bulgaristan kökenli uluslar arası bir startup olan Favit’ten Besim Dönmez gibi isimlerle de tanışma ve sohbet etme olanağı buldum. Türkiye’den başka birçok katılımcı da seminerler sırasında göze çarptılar.

Sonuç olarak son derece sıcak bir atmosferde, Doğu Avrupa’nın dört bir yanından dijital sektörden oyuncuları bir araya getiren çok yararlı bir etkinlik oldu Webit. Belki de bu coğrafi bölgede ilk defa bu kadar büyük uluslar arası bir etkinlik düzenlendiğinden herkes son derece hevesli ve sıcak kanlıydı, herkes birbirini tanımaya ve pazarları anlamaya gayret gösterdi.

Webit Expo Tv için resmi web sitesini takip etmenizi ve Twitter’dan webit girdilerine bir göz atmanızı öneririm.