İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

RSS Linkedin Xing Facebook Hakkimda Twitter

Bu yazım digitalage dergisi Ocak 2010 sayısında ve webrazzi‘de yayımlanmıştır.

Avrupa’nın internet ve mobil teknolojiler üzerine odaklanmış en büyük etkinliği LeWeb iki gündür Fransa’nın Paris şehrinde tüm hızıyla devam ediyor. Ben de bu etkinliğe Türkiye’den katılan birkaç kişiden birisi olma şansını yakaladım. LeWeb’in Avrupa’da düzenlenen ve dijital sektöre odaklanmış benzer etkinliklere göre en kalabalık ve kapsamlı organizasyon olduğunu söyleyebilirim. Ana salonda bulunan sunum ve oturumlara ek olarak büyük fuar alanları, workshop odaları, basın odası, atıştırma noktaları ve daha birç̧ok ufak ayrıntı organizasyona renk kattı. Startup Competition da etkinlik iç̧inde ayrı bir etkinlik olarak en ilgi çekici kısımlardan birisiydi.

LeWeb’in kapsamını incelediğ̆imizde organizasyon genel olarak giriş̧imcileri, dijital sektoörden iş̧birliğ̆i olanakları arayan firmaları ve iş̧ adamlarını ilgilendiriyor, ve konuş̧macıları dinleyip networking olanaklarını değerlendirmek isteyen insanları biraraya getiriyor.

Bu seneki organizasyonun ana konu baş̧lığ̆ı “real time web” olarak seç̧ilmiş̧ti. Twitter’ın, Facebook’un ve en son da Google’ın bu konu üzerine ç̧alış̧malar yaptığ̆ı düşünülürse 2009’un en popüler temalarından birisi olarak doğru bir seçim yapılmış olduğunu söyleyebiliriz. Etkinliğe dünyanın 50 farklı ülkesinden 2300 sektör profesyoneli katılım gösterdi. Buna ek olarak dijital sektöre ilgi gösteren 200 öğrenci fikir edinmeleri, sunumları ve oturumları dinlemeleri ve bilgi edinmeleri için özel olarak davet edildi.

Bienvenue à Paris

Etkinliğin başından sonuna kadar yapılan ikramlarda Fransız stili ağırlığını hissettirdi. Kruvasanlar ile başlayan etkinlik etli ekmek, jambon ve Fransız peyniri gibi ikramlar ile sürdü. Organizasyonun kalan diğer ayrıntıları ise küresel tarza uygundu. Ana salonun sağına ve soluna kurulmuş dev ekranlardan organizasyon ile ilgili akan tweet’ler ilgi çekiciydi. Twitter’a girip #leweb ve #leweb09hashtag’leri ile organizasyon sırasında yazılanları okuyabilirsiniz.

LeWeb’in açılışını organizatörler Loic & Geraldine Le Meur yaptı. Loic Le Meur farklı projeleri bulunan Fransız bir girişimci ve blogger. Le Meur açılış konuşmasında bu kadar insanı bir araya toplayan dijital ekosistemi övdü ve katılımcıların arasında dijital dünyada satın almalardan yatırımlara kadar her türlü olaya etki edebilecek insanlar bulunduğundan bahsetti. Günümüzün popüler sektörel gelişmeleri olarak mobil teknolojilerin gelişmesinden ve iTunes üzerinden para kazanmaktan dem vurdu, ve geleceğin büyük olayı olarak GeoLocation sistemlerini örnek verdi.

Açılış konuşmasının hemen sonrasında Le Meur’ların ve organizasyonun ilk konuğu ve konuşmacısı olarak Twitter’ın yaratıcısı Jack Dorsey sahneye alındı. Dorsey ilk önce Twitter’dan bahsetti ve sistemin başarısının kullanıcıların katılımlarından kaynaklandığını anlattı. Retweeting, hashtag gibi özelliklerin hep kullanıcıların istekleri üzerine oluşturulduğunu ve Twitter’ın bu dinamizmi ve güncellemeleri sayesinde insanların hayatında yer bulduğunu söyledi. Sonra da yeni projesiSquare’i anlattı. Dorsey’in bu yeni projesi cep telefonlarına entegre edilen küçük bir cihaz sayesinde kredi kartı ödemesi yapılmasını sağlıyor ve şu anda Amerika’da beta aşamasında.

Twitter’ın kurucusu dışında sunum yapmak için veya konuşmak için sahneye çıkan önemli isimler arasında YouTube kurucusu Chad Hurley, MySpace operasyon yöneticisi Mike Jones, Techcrunch editörü Michael Arrington ve sosyal medyanın tanınan isimleri Robert Scoble ve Chris Brogan da vardı. Halihazırda bilinen ve popüler servisler hizmetlerini nasıl geliştireceklerini anlatırken, taze startuplar hangi konuda iddialı olduklarına dair demeçler verip kendilerini göstermeye çalıştılar. Sosyal medyacılar ise etki alanlarını nasıl kullandıklarından, online dünyadaki etkilerini somut verilere nasıl dönüştürdüklerinden bahsettiler.

Workshop odalarında neler oldu?

Seminer ve sunumların dışarısında bazı odalar workshop çalışmaları için ayrılmıştı. Google, Facebook, Twitter ve Nokia gibi farklı hizmetler veren fakat yenilikçi teknolojiler üzerinde buluşan firmaların yetkilileri sektörden isimler ile servislerinin çeşitli özelliklerini paylaştılar. Twitter API’si ile gelecekte nelerin yapılabileceğini uygulama geliştiriciler ile paylaşırken, Google kendisine ayrılmış odada henüz başlattıkları yenilikçi servislerden şu ana kadar büyük popülerliğe ulaşmış klasik servislerine kadar oldukça kapsamlı bir şekilde gün boyunca oturumlar düzenledi.

En ilgi çekici workshoplardan birisi Facebook Developer Garage oldu. Facebook’un ürün geliştirme kadrosundan isimler şu ana kadar ortaya konulmuş başarılı uygulama örneklerini ve sürekli geliştirilen APIler ile daha fazlasının nasıl ortaya konulabileceğini paylaştılar.

Fuar Alanı ve Kurumsal Partnerler

Yapılan sunumlar ve oturumlar dışında ilgi çeken kısım bir katın tamamının kurumsal firmalara ayrılmış olması oldu. Zamanımın bir kısmını bu firmaların tanıttığı güncel ürünleri hakkında bilgi almaya ayırdım. Fuar alanında görüştüğüm ve dikkatimi çeken en önemli firmalar bir odanın neredeyse tamamını kaplayan standı ve kalabalık ekibi ile PayPal mobil internet alanında geliştirdiği yeni ürününü ve platformunu tanıtan Nokia ve BizSpark projesi ile Microsoft oldu.

PayPal yetkilileri ile yaptığım görüşmede Türkiye pazarına yönelik çalışmaların devam ettiğini ve tam uyumlu versiyonun yakında hayata geçeceği bilgisini aldım.

Nokia yazılımcılara açık platformunu tanıtıyordu, bir yandan da odak noktası olarak n900 modeli standda bulunuyordu. Piyasaya soktukları bu yeni cihazda iPhone’da olmayan
özellikler olarak multitasking özelliği ve tam teşekküllü bir klavye göze çarpıyordu. Nokia bu organizasyonda motto olarak “driving mobile innovation”’ı kullandı.

Bu iki firma dışında Microsoft Batı Avrupa İş Geliştirme Sorumlusu ile görüşme fırsatı buldum ve kendisinden BizSpark programının gidişatı hakkında bazı bilgiler aldım. Anlattığına göre şu ana kadar Avrupa çapında 5000’den fazla startup’a ücretsiz yazılım ve platform desteği sağlanmış. BizSpark programında halka açık olmayan ve 1 milyon dolardan daha düşük değeri olan startuplar destekleniyor. Doğu Avrupa’dan yaklaşık 2000 firma katılımcıymış, ayrıca 350 kadar da network partneri programı desteklemiş. Network partnerleri programa katılan firmaları maddi olarak destekleyebilen yatırımcılardan ve büyük teknoloji firmalarından oluşuyormuş.

Bu tür etkinlikler ülkemizde yeni yeni gelişen dijital sektörün dünya çapında nasıl işlediği, sunulduğu ve organize edildiği konusunda muazzam örnekler oluyorlar. LeWeb, Paris belediyesinin düzenlediği açılış partisinden basın mensuplarının ve bloggerların katıldığı kokteyline ve bitiş etkinliğine kadar üzerinde titizlikle çalışılmış son derece profesyonel bir etkinlikti. Silikon Vadisi’nden Uzak Doğu’ya kadar dünyanın dört bir yanından katılım gösteren konuşmacılar, katılımcılar, ve her türlü ufak ayrıntısıyla organizasyondan son derece memnun kaldığımı söyleyebilirim. Ayrıntılara www.leweb.net adresinden ulaşabilirsiniz.

youtubeyasagiBugün Akşam Gazetesi‘nin pazar ekinde Selin Özavcı imzasıyla yayımlanan haberde 1,5 senedir devam eden YouTube yasağının sonunda AİHM’ye taşınması ve Anaposta uygulaması üzerine görüşlerim yayımlandı. Bloguma da eklemek istedim. “Bir video için tüm Türkiye’yi cezalandırıyoruz” başlıklı haberin tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Konu hakkında görüşlerimi şu şekilde paylaşmıştım:

“Sivilleşme çabaları ve demokratikleşme hareketleri bir süredir ülkemizin gündeminden düşmeyen konu başlıkları. YouTube davasının 1,5 senedir sivil irade ve devlet işbirliği ile çözülememiş olması ve AİHM’ye taşınması daha atmamız gereken çok adım olduğunu gösteriyor. Bürokrasi problemi, vurdumduymazlık, veya adını ne koyarsak koyalım ortada ciddi bir problem var, bu dava bu problemi gündeme taşıyacaktır ve çözüm yolunda etkili olacaktır diye umuyorum. Fakat keşke dışarıya yansımadan kendi içimizde çözebilseydik bu problemleri.

Anaposta uygulamasının e-postalar üzerinden yürüyen bilgi akışını merkezi otorite altına alma amaçlı olduğu çok net. Hem teoride hem de pratikte uygulanması imkansız ve uygulamaya alınmaya çalışıldığında çok tepki göreceği açık. Devlet kurumlarının bu tip temelsiz uygulamalara kalkışmak yerine internetin doğasını kavramış ve bu işte uzmanlaşmış kişi ve kurumların işbirliği ile hareket etmesi gerekir.”

Birkaç hafta önce katılmış olduğum Webit‘te sunumlar ve workshoplar Web TV üzerinden yayınlanmak üzere kayıt ediliyordu. Bu sırada etkinliğe katılan konuşmacılar ile de çeşitli röportajlar yapılıyordu. Tahminimce Türkiye’den katılıp organizasyonda büyük bir medya firmasını ve yayıncıyı temsil etmeyen ve tarafsız bir duruş sergileyebilecek, ek olarak sektörel & profesyonel blogu bulunan ve yazılı basında da sektörel yazılar yazan tek isim olduğum için benimle de Türkiye pazarının güncel durumu ve geleceği üzerine bir röportaj yapmak istediler.

Röportajda Türkiye internetinden güncel bilgiler & rakamlar vermek ve Türk internet kullanıcısının en fazla kullandığı servisleri özetlemek üzere ufak bir araştırma yaptım. Röportaj artık Web TV üzerinden yayınlanmış olduğuna göre (izlemek için buraya tıklayın) bu almış olduğum notları blogum üzerinden paylaşabilir ve kayıt altına alabilirim diye düşündüm.

Birçok farklı kaynaktan derlemiş olduğum bu bilgilerin %100 doğruluğu konusunda garanti veremiyorum. Kimisi 1-2 sene önceki rakamların üzerine kendimce yaptığım eklemeler ile ortaya çıkmıştır, kimisi ise profesyonel kurumlar tarafından yapılan araştırmalardan derlenmiştir. Umarım işinize yararlar:

Türkiye Gayrıresmi İnternet Raporu (2009)

  • Türkiye Avrupa’da 7. en büyük internet pazarı (kullanıcı sayısı olarak)
  • 28 milyon internet kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor. Evlerinden düzenli olarak internet kullanan 17 milyon kişi var.
  • İnternet penetrasyonu %40 seviyelerinde
  • Comscore araştırmasına göre aylık ortalama 32 saat internet kullanıyor Türkler, ve bu Avrupa’da en yüksek rakam.
  • Türklerin en çok kullandığı servisler sırasıyla: anlık mesajlaşma, sosyal ağlar, oyunlar, e-posta, haberler, multimedya & video, arama, e-ticaret
  • Dünya’da en kalabalık 11. internet nüfusuyuz.
  • Tahminen 9 milyar dolar e-ticaret hacmi var.
  • 200 milyon dolar online reklam harcaması yapılıyor.
  • İnternet kullanıcılarının %45′i 16-24 yaş arasında.
  • Türkiye’de internet kullananların %70 i en az bir defa internetten alışveriş yapmış.
  • İnternet üzerinden en çok satın alınan ürünler: teknoloji ürünleri, seyahat ve leisure (hobi vb.)
  • Türkiye’de 50 milyon kredi kartı var.
  • Şu ana kadar en çok büyüme gösteren internet projeleri e-ticaret, matchmaking, sosyal ağlar, portaller, bankacılık ve ödeme uygulamaları çok gelişmiş, alternatif bol.
  • Son 4 senedir yabancı firmalar Türkiye’de ofis açıyorlar ve önemli satın almalar & işbirlikleri yaşandı. Bunların sayısında da önemli artış yaşanacak.

Eklemeleriniz veya güncellemeleriniz olursa iletişim kısmından gönderin lütfen.

oklogoYouthRep ortaklığıyla birlikte Ortakantin‘de işler oldukça hızlı ilerlemeye başladı. Yeni bir ofisimiz, yeni ekip arkadaşlarımız var. Yaratıcı ekibimiz harıl harıl yeni tasarımlar üzerine çalışıyor, yeni özellikleri ve arayüzü ile yeni ortakantin’in ilk versiyonunun lansmanını 2010 ocak ayında yapacağız. Bu arada sitenin altyapısı da elden geçiriliyor ve optimize ediliyor.

Bugün veritabanı üzerinde çalışırken herkesin ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bir istatistiği derledim: 2005′ten beri ortakantin forumunda en fazla aratılmış olan sözcükler. Sadece üniversitelilere özel bir platformda/sosyal ağ sitesinde hangi sözcüklerin aratıldığı bu tür sitelerdeki kullanıcıların davranış türlerini tanımlamak için iyi bir örnek olacaktır.

ortakantin-aramalarEn çok aratılan 35 “keyword” arasından dikkatimi çekenler:

Sitede çok fazla mesaj almış ve birçok kullanıcının takip ettiği forum başlıkları ve anketler en çok aratılanların başında geliyor. (En çok aratılmış sözcük olan “boşluk” sitenin en fazla mesaj almış olan başlığı, kullanıcılar o başlığa akıllarına ne gelirse yazıyorlar, bir konu sınırlaması yok. Bir ara düzenli olarak hazırlamış olduğumuz anketler de en çok aranan ikinci sırada.)

Site içi dinamikler kullanıcıların yaptığı aramayı oldukça fazla etkiliyor. Sitede popüler olan üyelerin takma isimleri de en çok arananlar arasında. (glikoz, luteus, bigbang gibi listede görüp anlam veremediğiniz sözcükler aslında kantinde çok vakit geçiren bazı arkadaşlarımızın takma isimleri:) ). Ortakantin evlendirme dairesi de üyeleri kaynaştıran bir sosyal grup, ve en çok arananlar arasında.

Sitemizin kitlesi olan üniversitelilerin ihtiyaç duyabildiği ve ilgisini çeken konular olan erasmus, ev arkadaşı, bilkent, odtü gibi keywordler de üst sıralarda.

Üniversite kitlesinin en çok aradığı ve onları en çok eğlendiren sözcükler de sırasıyla: MSN, aşk, youtube (!), lost, sevgili, seks, video, film, geyik, oyun, şarkı.

Sitede en çok aratılan şehirler sırasıyla Ankara, İstanbul ve İzmir (Ankara’da çok sadık bir kullanıcı kitlemiz olduğunu ilk senelerden beri takip ediyoruz.) Galatasaray, Fenerbahçe’den çok aratılmış :) Beşiktaş listeye girememiş.

Ekte yüklediğim tam listeyi incelemenizi tavsiye ederim. Aklın yolu bir: Üniversiteliler temel ihtiyaçlarını gidermek, sosyalleşmek ve eğlenmek istiyorlar. En azından ortakantin’de bu böyle.

100seyBirkaç gün önce Turkcell’in (gnctrkcll’in) yeni bir kampanyası yayına girdi: “Gençken yapılacak 100 şey” . Kampanyanın basit kurgusu şöyle: Şaşırtıcı, eğlenceli, biraz da cesaret isteyen birçok farklı kurgu içeren 100 maddelik bir liste içerisinden kendinize aksiyonlar seçip hayata geçiriyorsunuz, bunu da videoya çekip siteye yüklüyorsunuz. Örneğin “belediye otobüsünde top sektirmek” , “vapurda şarkı söylemek” gibi. Normalde yapmayacağınız ama sırf eğlencesine yapılabilecek şeyler. Katılımcılar arasından en çok ilgi çekenler, oy toplayanlar çeşitli ödüller kazanıyor.

Kampanyayı ilgiyle takip edeceğim, ne kadar fazla katılım olacak merak ediyorum. Bizde hep genç nüfusun fazlalığından ve enerjisinden bahsedilir fakat sıra aksiyon almaya gelince biraz çekingen kalırız gençler olarak. Fakat işin ucunda bir havuç, bir ödül olunca da her türlü aksiyona gireriz.

Bu konseptin çok benzerini 2007 senesinde 43things.com‘dan esinlenip “hayattaki isteklerinizi fotoğraf ve videolar ile paylaşacağınız bir sosyal ağ” şeklinde hayata geçirmiştim: istiyor.us! şu anda 50.000 üyesi ile aktif bir komünite. Seyahat ederken, farklı tecrübeler edinirken duyduğum heyecanları bazen ufak ufak videolar ile sitede paylaşmıştım. Karting yapmaktan Street Fighter oynamaya hatta Fajitas Yemek‘e kadar yüzlerce farklı tecrübe. Bu süreçte site kullanıcılarından da birçok enteresan paylaşım geldi: Tuza bandırıp erik yerken video çekenler ve lunaparka gittiğini kayıt edenler örneğin. Yaklaşık 2000 tane yüklü video var. İnternet üzerinden hayat kesitlerini paylaşmak birçok insan için çok keyifli, paylaşımlar da bir o kadar da ilgi görüyor. Bu süreçte kimileri çok girişken davranırken kimileri de özel hayatını yayına vermemeyi tercih edebiliyor tabii.

Bakalım bu kampanyadan nasıl sonuçlar alınacak, yeni internet ünlülerine sahip olacak mıyız, videolar kulaktan kulağa (veya facebook hesabından facebook hesabına) yayılacak mı? Zamanla göreceğiz.

Bu yazım konuk yazar katılımı olarak webrazzi‘de yayımlanmıştır.

İki hafta önce Webit’e katılmak üzere Sofya’ya gittiğimde amaçlarımdan birisi Doğu Avrupa internet sektörüne yakından göz atmak ve Doğu Avrupa’dan çıkmış startup’lar hakkında bilgi edinmekti.

Hem ülkemize coğrafi olarak yakın hem de artık Avrupa Birliği üyesi olan ülkeler Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya gibi yerlerde gelişmiş bir internet kültürü var mıydı? Ülkemize benzer şekilde “gelişmekte olan ülkeler” kategorisinde sayılan düşük nüfuslu ve internet penetrasyonu da nispeten zayıf olan bu ülkelerden geçtiğimiz senelerde belli başlı yarışmalarda başarı kazanan ekipler görmeye başlamıştık. (bkz. Seedcamp 2009)

Bu süreçte Sofya’da ofisini ziyaret edip kurucusu, ekibi ve Türkiye temsilcisi ile birebir görüşüp hikayesini dinleme fırsatı bulduğum bir startup’tan söz etmek istiyorum: Favit.

Favit’in amacı ve öncelikli işlevi bir bilgi toplayıcı & biraraya getirici (aggregator) olmak ve kaliteli içeriğin elde edilmesinde, organizasyonunda ve dağıtılmasında uzmanlaşmış bir uygulamaya dönüşmek. FriendFeed’e benzer şekilde birçok farklı kaynaktan bilgileri canlı olarak toplayan, bunları kendine has algoritmaları ile filtreleyen ve seçimlerinize bağlı olarak etiketler yardımıyla kategorileyen bir sistemden söz ediyoruz. Böylece standart bir kullanıcının internette geçirdiği vakit optimize edilmiş oluyor.

Favit’in merkezi Sofya’da ve ürün geliştirme ekibi Bulgar yazılımcılardan oluşuyor, finansmanı ise Sofya merkezli bir risk sermayesi olan NEVEQ’ten sağlanmış. NEVEQ 30 milyon avroluk bir fon. Amerikan ve İsviçreli özel yatırımcıların yanısıra European Bank for Reconstruction and Development en büyük hissedar.

Servis şu anda Yunanistan, Romanya ve Rusya’da aktif, ve Türkçe versiyonu da yayında. Şu anda 9 kişiden oluşan ekip 6 ay içerisinde Orta Avrupa pazarına açılmayı hedefliyor ve ekibi 15 kişiye çıkartmayı planlıyor. Favit “dünyayı değiştirme” misyonu, yenilikçi teknolojisi, Doğu Avrupa kökeni ve Amerika & İsviçre finansmanı ile Türkiye pazarında iş geliştiren internet firmalarına ilham verebilir.

Türkiye pazarına yönelik olarak yerelleştirilmiş tanıtım videolarını izlemenizi tavsiye ediyorum. Favit hakkında daha fazla sorunuz varsa servisin Türkiye sorumlusu olan Besim Dönmez ile iletişime geçebilirsiniz.

ipz-logoBugün İstinye Park’ta düzenlenen İnteraktif Pazarlama Zirvesi 2009‘a katıldım. Dinleyici olarak katıldığım “Türkiye’de İnternetin Geleceği” adlı panelde dikkatimi çeken bir olayı paylaşmak istedim:

Panelin konusu adından açıkça anlaşılıyor. Türkiye’de internetin geleceği hakkındaki tartışma öncelikle penetrasyon oranı ve ortada hala büyük bir potansiyel olduğu ile başladı, sonrasında bağlantı hızlarının artmasıyla zengin medya uygulamalarının artacağı konusuna geçildi. En son olarak ise sıra can alıcı konuya geldi: Sansür, ya da kibar tabirle erişimi engellenen siteler.

Panelin konuşmacılarından bir tanesi devlete bağlı bir kurumdan yollanmış bir isimdi: Uzun title’ını tam olarak yazmak gerekirse: “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İnternet Dairesi İletişim Uzmanı” Lütfi Güvener.

Kendisine yöneltilen “Türkiye’de erişim engellemeleri sorunu, sansür sorunu, bu konuda ne gibi gelişmeler sağlanacağı” sorularını kıvrak cevaplarla geçiştiren Lütfi Bey “YouTube’un Türkiye dışında hangi ülkelerde kapalı olduğu, ve açılıp açılmayacağı, bu erişime engellemenin yasal dayanağı” konusundaki sorulara ise şu cevabı verdi: “Mahkememiz bir karar almış, ben yorum yapamam bu konuda.”

Devlet görevlilerinin bu tür etkinliklere katılmaları harika, (Hatta Sofya’daki Webit’te de birkaç devlet görevlisi varmış misafir olarak) fakat bu görevlilerin yorum yapma insiyatifi yok mu? Mahkemelerin aldığı kararları yorumlama hakkımız yok mu? Mahkemenin verdiği bir karara itiraz hakkı, bu kararların iptal edilmesi, yanlış karar verilmiş olması durumu mümkün değil mi? Bir de eğer bu görevliler mevcut durum hakkında yorum yapmayacaklarsa kürsüde ne işleri var?

Bence “yorum yapamam” cevabı hiç hoş değildi. Kendisine önereceğim cevaplar bundan sonra bu tür sorularla karşılaşırsa en azından bu konuda çalışmalar yapılacağından bahsetmesi, soruların muhatabı olarak devletin hangi kurumları varsa oraya yönlendirme yapması, ve hatta e-posta adresi paylaşıp soru ve yorumları oraya yönlendirmesi. Vatandaş olarak devlet kurumlarından bilgi edinme hakkımız bulunuyor ve bu hakkı nasıl kullanabileceğimiz konusunda yönlendirme yapılabilir. “Yorum yok” deyip geçiştirmek halk tarafından seçilip belli makamlara oturtulan ve cebimizden ödediğimiz vergiler ile maaş alan kişilerin yapması gereken bir şey değil.

Geçtiğimiz hafta katıldığım Webit organizasyonundan edindiğim izlenimleri buraya tıklayıp Webrazzi’den okuyabilirsiniz. Konuk yazar olarak katılımda bulundum.

Blog yazısı dışında organizasyonda çekmiş olduğum çeşitli fotoğrafları paylaşmanın da ilginç olacağını düşündüm. Umarım hoşunuza gider. Düzgün bir startup havuzu/blogosferi bile bulunmayan Bulgaristan’da bu kadar kapsamlı bir dijital etkinliğin düzenlenmesi bize de ilham olur umarım. Dünyanın dört bir yanından önemli firmaların temsilcileri oradaydı, biz neden daha iyisini düzenlemeyelim?