İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

RSS Linkedin Xing Facebook Hakkimda Twitter

Küresel markalar çoğu konuda olduğu gibi sosyal medya kampanyalarında da öncü oluyorlar genelde, fakat bu konuda aktif olarak çalışan yerli markalarımız bulunduğunu da es geçmemek lazım. Tiffany tam 5 senedir www.catlaktshirt.com adresinde tişört tasarımcılarını ağırlıyor ve ‘Çatlak Tshirt’ yarışmasını düzenliyor. Yayınlanan bültene bir göz atalım:

Tiffany “Çatlak T-Shirt” yarışması bu yıl da geçen sene olduğu gibi 1 Mart-1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. T-shirt üzerinde kullanılabilecek her türlü özgün, komik, karizmatik ve hınzır çizginizi, sloganınızı veya grafiğinizi www.catlaktshirt.com adresine yükleyin, 5binTL’lik para ödülünü kazanın. Göreni hem düşündürecek hem de gülmekten çatlatacak tasarımlarınızı büyük bir heyecanla bekliyoruz. Yarışmaya farklı bir bakış açısı getirmek adına bu yıl eser elemelerini Mehmet Çağçağ önderliğinde Leman ekibinin güçlü çizerleri gerçekleştirecek.

Artık geleneksel hale gelen, meraklılarının özlemle beklediği Tiffany Çatlak T-shirt yarışmasının beşincisi 1 Mart’ta başladı. Yarışmayla ilgili detaylı bilgiyi catlaktshirt.com sitesinden alabilirsiniz. Yarışmaya eser gönderme süresi 1 Mayıs 2010 tarihinde sona eriyor. Bu tarihten sonra yarışmaya t-shirt tasarımında kullanılabilecek esprili çizim ve sözleriyle katılanlar arasından 30 finalist belirlenecek. Bu eserler 15 Mayıs’tan itibaren www.catlaktshirt.com adresinden oylamaya sunulacak. İnternet üzerinden yapılan oylama sonuçları Haziran ayında gerçekleştirilecek ödül töreninde jüri değerlendirmesiyle birlikte açıklanacak. Bu sene yarışma birincisi 5binTL, ikincisi 3bin TL üçüncü ise 2binTL’lik para ödülü kazanıyor. Ayrıca dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinciye 250’şerTL’lik Tiffany hediye çekinin yanısıra ilk 30’a giren diğer finalistlere 150şerTL’lik Tiffany hediye çeki armağan edilecek.

Tiffany’nin “Çatlak T-shirt” yarışması her yıl tekrarlanıyor ve seçilen çalışmalar T-Funny koleksiyonunun bir parçasını oluşturuyor.

Geçtiğimiz sene Paris’te katıldığım LeWeb organizasyonunda Tuğçe Ergül ile tanışmıştım, etkinliğe Türkiye’den katılmış birkaç kişiden birisiydi. Üniversiteyi Paris’te bitirmiş ve yatırım bankacılığı üzerine çalışmıştı. Startup Weekend organizatörü ile orada bire bir tanışma fırsatı bulup bu etkinliği Türkiye’de gerçekleştirmek için kolları sıvamıştı. Sonunda etkinlik kesinleşti ve başvurular başladı. Geri kalan ayrıntıları Timeout’ta çıkan haberden alıntılıyorum:
Girişimcileri, yöneticileri, pazarlamacıları, tasarımcıları, yeni bir şirket kurmayı arzu edenleri bir araya getiren 54 saat süreli, iş fikri yarışması olan Startup Weekend, İstanbul’da ilk kez 16-18 Nisan tarihlerinde gerçekleşiyor. Startup Weekend’e başvurmak için son gün 1 Nisan 2010.

Tam olarak nedir?
Startup Weekend (Sıfırdan Şirket Kurma Hafta Sonu), katılımcıların gruplar halinde çalışarak parlak bir iş fikrini 54 saatlik bir süre içinde şirketleşme aşamasına getirdikleri bir girişimcilik yarışması.

Startup Weekend’e kimler başvurabilir?
Startup Weekend’e parlak bir iş fikri olan, başkalarının fikirlerini geliştirmek isteyen, yatırımcılarla ve diğer girişimcilerle tanışmak isteyen, Startup Weekend ortamını canlı deneyimlemek isteyen, kısacası girişimci bir ruha sahip olduğunu düşünen herkes başvurabilir.

Katılmak için ne lazım?
Başvurular için son gün 1 Nisan 2010; başvuruların kabul edildiği adres ise http://istanbul.startupweekend.org. Toplam 200 katılımcının yarışabileceği etkinlik için Özyeğin Üniversitesi’nde toplanan başvurular, üniversite tarafından belirlenecek.

Yarışmacıları nasıl bir hafta sonu bekliyor?
Cuma akşamüstü başlayan yarışma, pazar akşamına kadar kesintisiz devam edecek. Katılımcılar, başvurular sırasında seçilen 40-45 tane fikir arasından en iyi 10-15 fikri, cuma akşamı oyluyorlar. Fikirler belirlendikten sonra, katılımcılar kiminle ve hangi fikir üzerinde çalışmak istediklerine karar vererek grupları oluşturuyorlar. Oluşan gruplar pazar akşamına kadar fikirlerini şirketleşme yolunda geliştiriyorlar. Pazar akşamı başarılı girişimcilerden oluşan jüri, yapılan sunumların ardından ilk üçe girenleri seçiyor.

Microsoft İstanbul ofisinde düzenlenecek haftasonunda gruplara destek olmak üzere başarılı girişimcilerden seçilen mentorlar ve konuk konuşmacılar yarışmacılarla kendi deneyimlerini paylaşacaklar. Ayrıca katılımcıların ara ara yarışma havasından çıkıp rahatlayabilmesi için bazı sürpriz etkinlikler de düzenlenecek.

Kazanan fikirler hayata geçecek mi?
Startup Weekend’i kazanan takımlara yatırım sözü verilmiyor; ancak geçmiş yarışmaları kazanıp yatırımcılar tarafından desteklenen çok sayıda proje var. Startup Weekend Istanbul’da da Türk ve Amerikalı yatırımcılar bulunacak ve seçilen fikirler Amerika’daki yatırımcılara Startup Weekend aracılığıyla duyurulacak.

Startup Weekend hakkında
Andrew Hyde tarafından 2007 yılında hayata geçirilen Startup Weekend katılımcıların gruplar halinde çalışarak parlak bir iş fikrini şirketleşme aşamasına getirdikleri 54 saatlik bir girişimcilik yarışması. Yarışma 54 saat süresince kesintisiz devam ediyor ve hafta sonunun bitiminde seçkin bir jüri tarafından en başarılı şirket fikirleri ödüllendiriliyor. Startup Weekend bugüne kadar 12 ülkede ve 52 şehirde gerçekleştirildi ve yarışma 200’ü aşkın şirketin kurulmasına önayak oldu.

Social Media World Forum gün 1 biterken son bir oturuma katıldım, ve beklemediğim kadar iyi bir sohbet ve şaşırtıcı bilgiler ile karşılaştım. Katılımcılar bir sosyal oyun reklam networku olan Adknowledge, sosyal oyun pazarına giren Sega ve sosyal oyun pazarlaması üzerine çalışan bir uzak doğulu girişimciydi. Aldığım notlardan birkaç tanesini paylaşmak istiyorum:

  • Adknowledge birçok farklı platformlar üzerinden online oyunlara ödeme seçenekleri ve reklam alanları sağlıyor. Facebook üzerinden yayın yapan firmalar en büyük müşterileri, ve neredeyse yüzde 50 facebook üzerinden çalışıyorlar. Facebook yayıncılarına geçen sene 100 milyon dolardan fazla ödeme yapmışlar.
  • İnternet kullanıcıları online olarak sosyal ağlarda geçirdiği vaktin %60-%70 kadarında oyun oynuyormuş.
  • Eğer bir marka sosyal oyunların içerisinde yer almak istiyorsa reklam yapmak için kullanıcının işini zorlaştırmamalı, bilakis oyunun içerisinde kullanıcıya yardım etmeli.
  • Bir oyunda patates üreticisi olan oyuncuya ek özellik olarak bu patatesleri Lay’s cipsine çevirme hakkı vermişler, ve Lay’s cips üretenler ek puanlar kazanmış. İnanılmaz başarılı bir kampanya olmuş.
  • Facebook kredi sistemi birçok farklı sistemin arasında güvenilirliği ve yaygınlığı ile öne çıkıyor.
  • Sosyal oyunların yaşam süresi 6 haftadan 5 aya kadar değişiklik gösteriyor ve gün geçtikçe artıyormuş.
  • Kullanıcılar eğlence ve komedi istiyorlar. İnternette geçirdikleri neredeyse her anda eğlenmeliler. Theme Hospital’dan esinlenerek hayata geçirdikleri Medical Mayhem adlı oyunda kullanıcıların birbirlerine Viagra göndermesini sağlamışlar, çok tutmuş. Sosyal oyunun temelinde kullanıcıların birbirleriyle eğlenmesi ve paylaşımı yatıyor.

Oturum kapanırken yorumları alınan katılımcılar sosyal oyun pazarının birkaç seneye offline oyun pazarından fazla olacağı yorumunu yaptılar. Bu etkileyici istatistikler de bunu gösteriyor. Şöyle bir düşündüğümde internetin henüz gelişmediği zamanlarda sıkı bir bilgisayar kullanıcısı olarak oynadığım oyunlara arkadaşlarımı da katmak istediğimi hatırlıyorum. Ülkemizde sosyal oyun pazarı üzerine yatırım yapılması ve yoğun olarak yerel projeler geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Öğlenden beri Social Media World Forum‘daki fuar alanını geziyorum ve sosyal medya pazarlaması & PR’ı üzerine çalışan birçok farklı uluslararası firmanın iş geliştirme yetkilileri ve kurucuları ile yüz yüze görüşme imkanı buldum. Etkinliğin ve günümüzün gelişmekte olan konu başlıkları olarak mobil uygulamalar dikkat çekiyor, fakat bu pazar hala gelişme aşamasında. Asıl dikkatimi çeken ise “branded community” yani markaya özel komünite kurulumu ve işletmesi sunan firmalar ile markalara özel video platformları/yayılımı sağlayan firmaların çokluğu oldu.

Bu iki konuda çalışan ve organizasyonda aktif olarak tanıtımların sürdüren firmaların bazıları TV Genius, VPype, Comment TechnologiesHuzu ve Brightcove.

Comment Tech ve Huzu birbirlerine benzer iki firma, ve markalara/kurumlara özel sosyal ağ servisi sunuyorlar. Aynı servisi veren ve küresel pazara hitap eden Ning, Grou.ps, Mixxt gibi yakından tanıdığımız firmalar ile rekabet ediyorlar ve sosyal ağ platformunun kurulumundan tasarımına ve sonrasında içerik yönetimi ve pazarlamasına kadar komple hizmet paketleri sunuyorlar.

VPype markaların takipçileri ile Facebook üzerinden canlı iletişim kurabilmelerini sağlıyor. Facebook üzerinden canlı video yayını sunuyorlar ve mottoları da “Go Social. Go Video. Go Vpype.” İncelemeye değer bir servis.

Brightcove ve TV Genius ise video teknolojisini sosyal medya ile birleştirip kendi platformları üzerinden servis sunan, B2B çalışan iki firma. Social Media World Forum’un ana sponsorları arasındalar ve etkinlikte agresif bir tanıtım stratejisi izliyorlar.

Sosyal medya pazarlamasının halen yükselişte olduğu günümüzde pazarın ne yönde geliştiğini ilerlemek için bu tür etkinliklerde ön plana çıkan firmaların iş modellerini incelemenin yararlı olacağı görüşündeyim.

Şu anda Londra’da, Olympia kongre merkezindeyim ve iki gün boyunca Social Media World Forum Europe organizasyonunu takip edeceğim. Bir süre önce yatırımcı ortak olarak katıldığım sosyal medya iletişim ajansımız Dekatlon Buzz için yeni konseptler ve bilgi birikimleri geliştirmek, dünya markaları bu aralar aktif olarak ne tür çalışmalar yapıyor takip etmek, ve sosyal medyayı kalbinden izlemek için iki günümü bu seyahate ayırdım.

Organizasyon hakkında ilk izlenimlerim olumlu, şu ana kadar bir büyük oturuma katıldım ve birkaç farklı küresel sosyal medya aşansınin yetkilileri ile yüz yüze görüşme olanağı buldum. Fuar alanındaki diğer standları gezmek için sabırsızlanıyorum, bir de markaların düzenlediği oturumlara katılıp aldıkları geri dönüşleri ve sıkı kampanyaları nasıl ortaya çıkardıklarını inceleyeceğim.

Organizasyonun açılış konuşmasını LinkedIn Avrupa direktörü Kevin Eyres yaptı. Sosyal medyanın iş süreçlerine nasıl entegre edileceğinin herkes tarafından merak edildiğinden bahsederek açıl yapan Eyres bu iş kolunun global gücünden ve dünya çapından her geçen gün daha da güçlenmesinden bahsederek devam etti. Eyres konuşmasının devamında bilgi yüklenmesi ve kirliliğinin Google ile başlayarak filtrelendiğinden bahsederek bu gelişmelerin SEO ve SEM gibi pazarlar oluşturduğunu anlattı. Sözü sosyal medyaya bağlayarak anonim kimlikten gerçek kimliklerin internet üzerinden ifadesine geçişin önemli bir basamak olduğunu söyledi. Yahoo! Answers ve MySpace çağından LinkedIn ve facebook çağına geçişin “knowledge is power” mottosuyla birleştiğini ve sosyal medyanın geleceğinde “social awareness” yani sosyal farkındalık bulunduğuna sözünü bağladı. Ticari online platformların sosyal medya platformları ile entegre çalışmasının yeni ekonomiyi oluşturduğunu ve markaların her geçen gün bu yeni ekonomide yerlerini aldıklarını anlatarak sözlerini bitirdi.

Şu anda aktif olarak fuar alanındaki standları gezmeye, firma yetkilileriyle görüşmeye ve küresel kampanyalar-iş süreçleri hakkında bilgi almaya devam ediyorum. Organizasyon sırasında tweet’lerimi Twitter hesabımdan takip edebilirsiniz.

Sosyal medya pazarlaması ve sosyal medya iletişimi üzerine çalışmalar yapan kişilerin işine çok yarayacak bazı güncel rakamlar elime geçti, paylaşmak istedim. (Kaynak)

Facebook kullanıcılarının %50′den fazlası siteye her gün giriş yapıyormuş. Bu da günde 200 milyon kullanıcı ediyor.
Twitter’ın 75 milyon kullanıcısı var fakat bunların 15 milyon kadarı aktif kullanıcı.
Linkedin’in toplam kullanıcı sayısı 50 milyon. Avrupa’dan toplam 11 milyon üye var.
Flickr’da 4 milyardan fazla fotoğraf yüklü.
Günde 35 milyondan fazla kişi facebook’taki durum mesajını güncelliyor.
Wikipedia’da 14 milyondan fazla makale var.
2009′da facebook’ta kullanıcıların ortalama 120 arkadaşı varken bugün bu ortalama 130′a çıkmış.
Facebook kullanıcılarının 65 milyonu siteyi mobil olarak da ziyaret ediyormuş.
2009 sonlarında günlük yollanan ortalama Tweet sayısı 27.3 milyonmuş.
Facebook kullanıcılarının %70′i ABD dışından.
Bloggerların %70′i bloglarında kendi istekleriyle markalardan bahsediyorlarmış.
Bloggerların %38′i ürün tanıtımı yapıyor ve markalarla ilgili deneyimlerini bloglarında aktarıyor.
80.000′den fazla web sitesi sistemine Facebook Connect entegre etmiş. (Biz de şu anda ortakantin‘e entegre ediyoruz.)

Shaping the future of Social Media” sloganıyla organize edilen Social Media World Forum Europe markaların interneti özellikle de sosyal medya araçlarını ve platformlarını etkin bir şekilde kullanmaya başladığı günümüzde sosyal medya kullanımı üzerinde odaklı Avrupa’nın en kapsamlı etkinliği olacak. 15-16 Mart 2010 tarihlerinde Londra’nın ünlü Olympia’sında birçok farklı konferans ve workshop içerecek. Bu senenin ana konu başlıkları şunlar olarak belirlendi: Kurumsal Sosyal Medya, Sosyal TV, Mobil Sosyal Medya ve Bulut Bilgi İşlem.

facebook, Justin.TV, Monster, Orange gibi ünlü teknoloji ve internet firmalarının temsilcilerinden başka Mercedes, Beck’s, Lufthansa, Virgin, Pfizer, IKEA gibi firmaların sosyal medya ve online pazarlama sorumluları da etkinlikte yer alacaklar. Konferans programının tamamını etkinliğin web sitesinde bulabilirsiniz. Oturum ve seminerlerin çoğunluğu markaların sosyal medyada varlığı, sosyal medyanın kullanımı, takip ve raporlaması üzerinde yoğunlaşıyor. Enteresan konu başlıklarından bir tanesi de “sosyal medyanın politikaya etkisi”. Benim ilgimi çeken bir konuk da Japonya’nın en popüler sosyal ağlarından Mixi’nin yönetim kurulundan Neal Sato. Uzak doğuda sosyal ağların kullanımı hakkındaki oturumunu izlemek için sabırsızlanıyorum.

Türkiye’den official blogger olarak davet edildiğim etkinliğe yoğunluk olmazsa katılmayı planlıyorum. Henüz iki aydan fazla zaman olduğu için şimdilik biraz erken sayılabilir, fakat başkalarının ilgisini çekebileceğini düşünerek blogumda yer vermek istedim. Markaların sosyal medya kullanımı, online pazarlama ve PR üzerinde bu aralar yoğun olarak çalışıyorum ve bu etkinlik de Avrupa’nın bu konudaki sayılı etkinliklerinden bir tanesi olacak. 15-16 Mart’ta Londra’da olmayı planlayan varsa haberleşelim.

leweb-logoGeçtiğimiz hafta boyunca Twitter hesabımdan takip ettiyseniz eğer, Paris’te Le Web organizasyonundaydım. Kısaca Avrupa’nın en büyük dijital sektör etkinliği diyebiliriz. Seminerler, fuar alanı ve StartupCompetition’ı içeriyor. Bu sene facebook developer garage da mevcuttu.

Etkinlik sonrası izlenimlerimi kapsamlı bir yazı ile Webrazzi üzerinden yayımladım. Buraya tıklayıp okuyabilirsiniz.

Yazı kişisel blogum dışında yayımlanmış olduğu için buraya böyle bir not düşmeyi uygun gördüm, farklı kaynaklardan buraya ulaşanlar da yazıdan istifade edebilsinler diye.

Etkinlikten birkaç kare de fotoğraf ekliyorum. Fotoğrafların bazıları bana aitken diğerleri flickr’dan alınmıştır.

leweb13leweb10bleweb5

leweb-buyukfoto-2leweb-buyukfoto-7lemeursleweb11