İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

RSS Linkedin Xing Facebook Hakkimda Twitter

Geçtiğimiz sene Paris’te katıldığım LeWeb organizasyonunda Tuğçe Ergül ile tanışmıştım, etkinliğe Türkiye’den katılmış birkaç kişiden birisiydi. Üniversiteyi Paris’te bitirmiş ve yatırım bankacılığı üzerine çalışmıştı. Startup Weekend organizatörü ile orada bire bir tanışma fırsatı bulup bu etkinliği Türkiye’de gerçekleştirmek için kolları sıvamıştı. Sonunda etkinlik kesinleşti ve başvurular başladı. Geri kalan ayrıntıları Timeout’ta çıkan haberden alıntılıyorum:
Girişimcileri, yöneticileri, pazarlamacıları, tasarımcıları, yeni bir şirket kurmayı arzu edenleri bir araya getiren 54 saat süreli, iş fikri yarışması olan Startup Weekend, İstanbul’da ilk kez 16-18 Nisan tarihlerinde gerçekleşiyor. Startup Weekend’e başvurmak için son gün 1 Nisan 2010.

Tam olarak nedir?
Startup Weekend (Sıfırdan Şirket Kurma Hafta Sonu), katılımcıların gruplar halinde çalışarak parlak bir iş fikrini 54 saatlik bir süre içinde şirketleşme aşamasına getirdikleri bir girişimcilik yarışması.

Startup Weekend’e kimler başvurabilir?
Startup Weekend’e parlak bir iş fikri olan, başkalarının fikirlerini geliştirmek isteyen, yatırımcılarla ve diğer girişimcilerle tanışmak isteyen, Startup Weekend ortamını canlı deneyimlemek isteyen, kısacası girişimci bir ruha sahip olduğunu düşünen herkes başvurabilir.

Katılmak için ne lazım?
Başvurular için son gün 1 Nisan 2010; başvuruların kabul edildiği adres ise http://istanbul.startupweekend.org. Toplam 200 katılımcının yarışabileceği etkinlik için Özyeğin Üniversitesi’nde toplanan başvurular, üniversite tarafından belirlenecek.

Yarışmacıları nasıl bir hafta sonu bekliyor?
Cuma akşamüstü başlayan yarışma, pazar akşamına kadar kesintisiz devam edecek. Katılımcılar, başvurular sırasında seçilen 40-45 tane fikir arasından en iyi 10-15 fikri, cuma akşamı oyluyorlar. Fikirler belirlendikten sonra, katılımcılar kiminle ve hangi fikir üzerinde çalışmak istediklerine karar vererek grupları oluşturuyorlar. Oluşan gruplar pazar akşamına kadar fikirlerini şirketleşme yolunda geliştiriyorlar. Pazar akşamı başarılı girişimcilerden oluşan jüri, yapılan sunumların ardından ilk üçe girenleri seçiyor.

Microsoft İstanbul ofisinde düzenlenecek haftasonunda gruplara destek olmak üzere başarılı girişimcilerden seçilen mentorlar ve konuk konuşmacılar yarışmacılarla kendi deneyimlerini paylaşacaklar. Ayrıca katılımcıların ara ara yarışma havasından çıkıp rahatlayabilmesi için bazı sürpriz etkinlikler de düzenlenecek.

Kazanan fikirler hayata geçecek mi?
Startup Weekend’i kazanan takımlara yatırım sözü verilmiyor; ancak geçmiş yarışmaları kazanıp yatırımcılar tarafından desteklenen çok sayıda proje var. Startup Weekend Istanbul’da da Türk ve Amerikalı yatırımcılar bulunacak ve seçilen fikirler Amerika’daki yatırımcılara Startup Weekend aracılığıyla duyurulacak.

Startup Weekend hakkında
Andrew Hyde tarafından 2007 yılında hayata geçirilen Startup Weekend katılımcıların gruplar halinde çalışarak parlak bir iş fikrini şirketleşme aşamasına getirdikleri 54 saatlik bir girişimcilik yarışması. Yarışma 54 saat süresince kesintisiz devam ediyor ve hafta sonunun bitiminde seçkin bir jüri tarafından en başarılı şirket fikirleri ödüllendiriliyor. Startup Weekend bugüne kadar 12 ülkede ve 52 şehirde gerçekleştirildi ve yarışma 200’ü aşkın şirketin kurulmasına önayak oldu.

Social Media World Forum gün 1 biterken son bir oturuma katıldım, ve beklemediğim kadar iyi bir sohbet ve şaşırtıcı bilgiler ile karşılaştım. Katılımcılar bir sosyal oyun reklam networku olan Adknowledge, sosyal oyun pazarına giren Sega ve sosyal oyun pazarlaması üzerine çalışan bir uzak doğulu girişimciydi. Aldığım notlardan birkaç tanesini paylaşmak istiyorum:

  • Adknowledge birçok farklı platformlar üzerinden online oyunlara ödeme seçenekleri ve reklam alanları sağlıyor. Facebook üzerinden yayın yapan firmalar en büyük müşterileri, ve neredeyse yüzde 50 facebook üzerinden çalışıyorlar. Facebook yayıncılarına geçen sene 100 milyon dolardan fazla ödeme yapmışlar.
  • İnternet kullanıcıları online olarak sosyal ağlarda geçirdiği vaktin %60-%70 kadarında oyun oynuyormuş.
  • Eğer bir marka sosyal oyunların içerisinde yer almak istiyorsa reklam yapmak için kullanıcının işini zorlaştırmamalı, bilakis oyunun içerisinde kullanıcıya yardım etmeli.
  • Bir oyunda patates üreticisi olan oyuncuya ek özellik olarak bu patatesleri Lay’s cipsine çevirme hakkı vermişler, ve Lay’s cips üretenler ek puanlar kazanmış. İnanılmaz başarılı bir kampanya olmuş.
  • Facebook kredi sistemi birçok farklı sistemin arasında güvenilirliği ve yaygınlığı ile öne çıkıyor.
  • Sosyal oyunların yaşam süresi 6 haftadan 5 aya kadar değişiklik gösteriyor ve gün geçtikçe artıyormuş.
  • Kullanıcılar eğlence ve komedi istiyorlar. İnternette geçirdikleri neredeyse her anda eğlenmeliler. Theme Hospital’dan esinlenerek hayata geçirdikleri Medical Mayhem adlı oyunda kullanıcıların birbirlerine Viagra göndermesini sağlamışlar, çok tutmuş. Sosyal oyunun temelinde kullanıcıların birbirleriyle eğlenmesi ve paylaşımı yatıyor.

Oturum kapanırken yorumları alınan katılımcılar sosyal oyun pazarının birkaç seneye offline oyun pazarından fazla olacağı yorumunu yaptılar. Bu etkileyici istatistikler de bunu gösteriyor. Şöyle bir düşündüğümde internetin henüz gelişmediği zamanlarda sıkı bir bilgisayar kullanıcısı olarak oynadığım oyunlara arkadaşlarımı da katmak istediğimi hatırlıyorum. Ülkemizde sosyal oyun pazarı üzerine yatırım yapılması ve yoğun olarak yerel projeler geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Öğlenden beri Social Media World Forum‘daki fuar alanını geziyorum ve sosyal medya pazarlaması & PR’ı üzerine çalışan birçok farklı uluslararası firmanın iş geliştirme yetkilileri ve kurucuları ile yüz yüze görüşme imkanı buldum. Etkinliğin ve günümüzün gelişmekte olan konu başlıkları olarak mobil uygulamalar dikkat çekiyor, fakat bu pazar hala gelişme aşamasında. Asıl dikkatimi çeken ise “branded community” yani markaya özel komünite kurulumu ve işletmesi sunan firmalar ile markalara özel video platformları/yayılımı sağlayan firmaların çokluğu oldu.

Bu iki konuda çalışan ve organizasyonda aktif olarak tanıtımların sürdüren firmaların bazıları TV Genius, VPype, Comment TechnologiesHuzu ve Brightcove.

Comment Tech ve Huzu birbirlerine benzer iki firma, ve markalara/kurumlara özel sosyal ağ servisi sunuyorlar. Aynı servisi veren ve küresel pazara hitap eden Ning, Grou.ps, Mixxt gibi yakından tanıdığımız firmalar ile rekabet ediyorlar ve sosyal ağ platformunun kurulumundan tasarımına ve sonrasında içerik yönetimi ve pazarlamasına kadar komple hizmet paketleri sunuyorlar.

VPype markaların takipçileri ile Facebook üzerinden canlı iletişim kurabilmelerini sağlıyor. Facebook üzerinden canlı video yayını sunuyorlar ve mottoları da “Go Social. Go Video. Go Vpype.” İncelemeye değer bir servis.

Brightcove ve TV Genius ise video teknolojisini sosyal medya ile birleştirip kendi platformları üzerinden servis sunan, B2B çalışan iki firma. Social Media World Forum’un ana sponsorları arasındalar ve etkinlikte agresif bir tanıtım stratejisi izliyorlar.

Sosyal medya pazarlamasının halen yükselişte olduğu günümüzde pazarın ne yönde geliştiğini ilerlemek için bu tür etkinliklerde ön plana çıkan firmaların iş modellerini incelemenin yararlı olacağı görüşündeyim.

Şu anda Londra’da, Olympia kongre merkezindeyim ve iki gün boyunca Social Media World Forum Europe organizasyonunu takip edeceğim. Bir süre önce yatırımcı ortak olarak katıldığım sosyal medya iletişim ajansımız Dekatlon Buzz için yeni konseptler ve bilgi birikimleri geliştirmek, dünya markaları bu aralar aktif olarak ne tür çalışmalar yapıyor takip etmek, ve sosyal medyayı kalbinden izlemek için iki günümü bu seyahate ayırdım.

Organizasyon hakkında ilk izlenimlerim olumlu, şu ana kadar bir büyük oturuma katıldım ve birkaç farklı küresel sosyal medya aşansınin yetkilileri ile yüz yüze görüşme olanağı buldum. Fuar alanındaki diğer standları gezmek için sabırsızlanıyorum, bir de markaların düzenlediği oturumlara katılıp aldıkları geri dönüşleri ve sıkı kampanyaları nasıl ortaya çıkardıklarını inceleyeceğim.

Organizasyonun açılış konuşmasını LinkedIn Avrupa direktörü Kevin Eyres yaptı. Sosyal medyanın iş süreçlerine nasıl entegre edileceğinin herkes tarafından merak edildiğinden bahsederek açıl yapan Eyres bu iş kolunun global gücünden ve dünya çapından her geçen gün daha da güçlenmesinden bahsederek devam etti. Eyres konuşmasının devamında bilgi yüklenmesi ve kirliliğinin Google ile başlayarak filtrelendiğinden bahsederek bu gelişmelerin SEO ve SEM gibi pazarlar oluşturduğunu anlattı. Sözü sosyal medyaya bağlayarak anonim kimlikten gerçek kimliklerin internet üzerinden ifadesine geçişin önemli bir basamak olduğunu söyledi. Yahoo! Answers ve MySpace çağından LinkedIn ve facebook çağına geçişin “knowledge is power” mottosuyla birleştiğini ve sosyal medyanın geleceğinde “social awareness” yani sosyal farkındalık bulunduğuna sözünü bağladı. Ticari online platformların sosyal medya platformları ile entegre çalışmasının yeni ekonomiyi oluşturduğunu ve markaların her geçen gün bu yeni ekonomide yerlerini aldıklarını anlatarak sözlerini bitirdi.

Şu anda aktif olarak fuar alanındaki standları gezmeye, firma yetkilileriyle görüşmeye ve küresel kampanyalar-iş süreçleri hakkında bilgi almaya devam ediyorum. Organizasyon sırasında tweet’lerimi Twitter hesabımdan takip edebilirsiniz.

Sosyal medya pazarlaması ve sosyal medya iletişimi üzerine çalışmalar yapan kişilerin işine çok yarayacak bazı güncel rakamlar elime geçti, paylaşmak istedim. (Kaynak)

Facebook kullanıcılarının %50′den fazlası siteye her gün giriş yapıyormuş. Bu da günde 200 milyon kullanıcı ediyor.
Twitter’ın 75 milyon kullanıcısı var fakat bunların 15 milyon kadarı aktif kullanıcı.
Linkedin’in toplam kullanıcı sayısı 50 milyon. Avrupa’dan toplam 11 milyon üye var.
Flickr’da 4 milyardan fazla fotoğraf yüklü.
Günde 35 milyondan fazla kişi facebook’taki durum mesajını güncelliyor.
Wikipedia’da 14 milyondan fazla makale var.
2009′da facebook’ta kullanıcıların ortalama 120 arkadaşı varken bugün bu ortalama 130′a çıkmış.
Facebook kullanıcılarının 65 milyonu siteyi mobil olarak da ziyaret ediyormuş.
2009 sonlarında günlük yollanan ortalama Tweet sayısı 27.3 milyonmuş.
Facebook kullanıcılarının %70′i ABD dışından.
Bloggerların %70′i bloglarında kendi istekleriyle markalardan bahsediyorlarmış.
Bloggerların %38′i ürün tanıtımı yapıyor ve markalarla ilgili deneyimlerini bloglarında aktarıyor.
80.000′den fazla web sitesi sistemine Facebook Connect entegre etmiş. (Biz de şu anda ortakantin‘e entegre ediyoruz.)

Shaping the future of Social Media” sloganıyla organize edilen Social Media World Forum Europe markaların interneti özellikle de sosyal medya araçlarını ve platformlarını etkin bir şekilde kullanmaya başladığı günümüzde sosyal medya kullanımı üzerinde odaklı Avrupa’nın en kapsamlı etkinliği olacak. 15-16 Mart 2010 tarihlerinde Londra’nın ünlü Olympia’sında birçok farklı konferans ve workshop içerecek. Bu senenin ana konu başlıkları şunlar olarak belirlendi: Kurumsal Sosyal Medya, Sosyal TV, Mobil Sosyal Medya ve Bulut Bilgi İşlem.

facebook, Justin.TV, Monster, Orange gibi ünlü teknoloji ve internet firmalarının temsilcilerinden başka Mercedes, Beck’s, Lufthansa, Virgin, Pfizer, IKEA gibi firmaların sosyal medya ve online pazarlama sorumluları da etkinlikte yer alacaklar. Konferans programının tamamını etkinliğin web sitesinde bulabilirsiniz. Oturum ve seminerlerin çoğunluğu markaların sosyal medyada varlığı, sosyal medyanın kullanımı, takip ve raporlaması üzerinde yoğunlaşıyor. Enteresan konu başlıklarından bir tanesi de “sosyal medyanın politikaya etkisi”. Benim ilgimi çeken bir konuk da Japonya’nın en popüler sosyal ağlarından Mixi’nin yönetim kurulundan Neal Sato. Uzak doğuda sosyal ağların kullanımı hakkındaki oturumunu izlemek için sabırsızlanıyorum.

Türkiye’den official blogger olarak davet edildiğim etkinliğe yoğunluk olmazsa katılmayı planlıyorum. Henüz iki aydan fazla zaman olduğu için şimdilik biraz erken sayılabilir, fakat başkalarının ilgisini çekebileceğini düşünerek blogumda yer vermek istedim. Markaların sosyal medya kullanımı, online pazarlama ve PR üzerinde bu aralar yoğun olarak çalışıyorum ve bu etkinlik de Avrupa’nın bu konudaki sayılı etkinliklerinden bir tanesi olacak. 15-16 Mart’ta Londra’da olmayı planlayan varsa haberleşelim.

leweb-logoGeçtiğimiz hafta boyunca Twitter hesabımdan takip ettiyseniz eğer, Paris’te Le Web organizasyonundaydım. Kısaca Avrupa’nın en büyük dijital sektör etkinliği diyebiliriz. Seminerler, fuar alanı ve StartupCompetition’ı içeriyor. Bu sene facebook developer garage da mevcuttu.

Etkinlik sonrası izlenimlerimi kapsamlı bir yazı ile Webrazzi üzerinden yayımladım. Buraya tıklayıp okuyabilirsiniz.

Yazı kişisel blogum dışında yayımlanmış olduğu için buraya böyle bir not düşmeyi uygun gördüm, farklı kaynaklardan buraya ulaşanlar da yazıdan istifade edebilsinler diye.

Etkinlikten birkaç kare de fotoğraf ekliyorum. Fotoğrafların bazıları bana aitken diğerleri flickr’dan alınmıştır.

leweb13leweb10bleweb5

leweb-buyukfoto-2leweb-buyukfoto-7lemeursleweb11

Bu yazım digitalage dergisi Ocak 2010 sayısında ve webrazzi‘de yayımlanmıştır.

Avrupa’nın internet ve mobil teknolojiler üzerine odaklanmış en büyük etkinliği LeWeb iki gündür Fransa’nın Paris şehrinde tüm hızıyla devam ediyor. Ben de bu etkinliğe Türkiye’den katılan birkaç kişiden birisi olma şansını yakaladım. LeWeb’in Avrupa’da düzenlenen ve dijital sektöre odaklanmış benzer etkinliklere göre en kalabalık ve kapsamlı organizasyon olduğunu söyleyebilirim. Ana salonda bulunan sunum ve oturumlara ek olarak büyük fuar alanları, workshop odaları, basın odası, atıştırma noktaları ve daha birç̧ok ufak ayrıntı organizasyona renk kattı. Startup Competition da etkinlik iç̧inde ayrı bir etkinlik olarak en ilgi çekici kısımlardan birisiydi.

LeWeb’in kapsamını incelediğ̆imizde organizasyon genel olarak giriş̧imcileri, dijital sektoörden iş̧birliğ̆i olanakları arayan firmaları ve iş̧ adamlarını ilgilendiriyor, ve konuş̧macıları dinleyip networking olanaklarını değerlendirmek isteyen insanları biraraya getiriyor.

Bu seneki organizasyonun ana konu baş̧lığ̆ı “real time web” olarak seç̧ilmiş̧ti. Twitter’ın, Facebook’un ve en son da Google’ın bu konu üzerine ç̧alış̧malar yaptığ̆ı düşünülürse 2009’un en popüler temalarından birisi olarak doğru bir seçim yapılmış olduğunu söyleyebiliriz. Etkinliğe dünyanın 50 farklı ülkesinden 2300 sektör profesyoneli katılım gösterdi. Buna ek olarak dijital sektöre ilgi gösteren 200 öğrenci fikir edinmeleri, sunumları ve oturumları dinlemeleri ve bilgi edinmeleri için özel olarak davet edildi.

Bienvenue à Paris

Etkinliğin başından sonuna kadar yapılan ikramlarda Fransız stili ağırlığını hissettirdi. Kruvasanlar ile başlayan etkinlik etli ekmek, jambon ve Fransız peyniri gibi ikramlar ile sürdü. Organizasyonun kalan diğer ayrıntıları ise küresel tarza uygundu. Ana salonun sağına ve soluna kurulmuş dev ekranlardan organizasyon ile ilgili akan tweet’ler ilgi çekiciydi. Twitter’a girip #leweb ve #leweb09hashtag’leri ile organizasyon sırasında yazılanları okuyabilirsiniz.

LeWeb’in açılışını organizatörler Loic & Geraldine Le Meur yaptı. Loic Le Meur farklı projeleri bulunan Fransız bir girişimci ve blogger. Le Meur açılış konuşmasında bu kadar insanı bir araya toplayan dijital ekosistemi övdü ve katılımcıların arasında dijital dünyada satın almalardan yatırımlara kadar her türlü olaya etki edebilecek insanlar bulunduğundan bahsetti. Günümüzün popüler sektörel gelişmeleri olarak mobil teknolojilerin gelişmesinden ve iTunes üzerinden para kazanmaktan dem vurdu, ve geleceğin büyük olayı olarak GeoLocation sistemlerini örnek verdi.

Açılış konuşmasının hemen sonrasında Le Meur’ların ve organizasyonun ilk konuğu ve konuşmacısı olarak Twitter’ın yaratıcısı Jack Dorsey sahneye alındı. Dorsey ilk önce Twitter’dan bahsetti ve sistemin başarısının kullanıcıların katılımlarından kaynaklandığını anlattı. Retweeting, hashtag gibi özelliklerin hep kullanıcıların istekleri üzerine oluşturulduğunu ve Twitter’ın bu dinamizmi ve güncellemeleri sayesinde insanların hayatında yer bulduğunu söyledi. Sonra da yeni projesiSquare’i anlattı. Dorsey’in bu yeni projesi cep telefonlarına entegre edilen küçük bir cihaz sayesinde kredi kartı ödemesi yapılmasını sağlıyor ve şu anda Amerika’da beta aşamasında.

Twitter’ın kurucusu dışında sunum yapmak için veya konuşmak için sahneye çıkan önemli isimler arasında YouTube kurucusu Chad Hurley, MySpace operasyon yöneticisi Mike Jones, Techcrunch editörü Michael Arrington ve sosyal medyanın tanınan isimleri Robert Scoble ve Chris Brogan da vardı. Halihazırda bilinen ve popüler servisler hizmetlerini nasıl geliştireceklerini anlatırken, taze startuplar hangi konuda iddialı olduklarına dair demeçler verip kendilerini göstermeye çalıştılar. Sosyal medyacılar ise etki alanlarını nasıl kullandıklarından, online dünyadaki etkilerini somut verilere nasıl dönüştürdüklerinden bahsettiler.

Workshop odalarında neler oldu?

Seminer ve sunumların dışarısında bazı odalar workshop çalışmaları için ayrılmıştı. Google, Facebook, Twitter ve Nokia gibi farklı hizmetler veren fakat yenilikçi teknolojiler üzerinde buluşan firmaların yetkilileri sektörden isimler ile servislerinin çeşitli özelliklerini paylaştılar. Twitter API’si ile gelecekte nelerin yapılabileceğini uygulama geliştiriciler ile paylaşırken, Google kendisine ayrılmış odada henüz başlattıkları yenilikçi servislerden şu ana kadar büyük popülerliğe ulaşmış klasik servislerine kadar oldukça kapsamlı bir şekilde gün boyunca oturumlar düzenledi.

En ilgi çekici workshoplardan birisi Facebook Developer Garage oldu. Facebook’un ürün geliştirme kadrosundan isimler şu ana kadar ortaya konulmuş başarılı uygulama örneklerini ve sürekli geliştirilen APIler ile daha fazlasının nasıl ortaya konulabileceğini paylaştılar.

Fuar Alanı ve Kurumsal Partnerler

Yapılan sunumlar ve oturumlar dışında ilgi çeken kısım bir katın tamamının kurumsal firmalara ayrılmış olması oldu. Zamanımın bir kısmını bu firmaların tanıttığı güncel ürünleri hakkında bilgi almaya ayırdım. Fuar alanında görüştüğüm ve dikkatimi çeken en önemli firmalar bir odanın neredeyse tamamını kaplayan standı ve kalabalık ekibi ile PayPal mobil internet alanında geliştirdiği yeni ürününü ve platformunu tanıtan Nokia ve BizSpark projesi ile Microsoft oldu.

PayPal yetkilileri ile yaptığım görüşmede Türkiye pazarına yönelik çalışmaların devam ettiğini ve tam uyumlu versiyonun yakında hayata geçeceği bilgisini aldım.

Nokia yazılımcılara açık platformunu tanıtıyordu, bir yandan da odak noktası olarak n900 modeli standda bulunuyordu. Piyasaya soktukları bu yeni cihazda iPhone’da olmayan
özellikler olarak multitasking özelliği ve tam teşekküllü bir klavye göze çarpıyordu. Nokia bu organizasyonda motto olarak “driving mobile innovation”’ı kullandı.

Bu iki firma dışında Microsoft Batı Avrupa İş Geliştirme Sorumlusu ile görüşme fırsatı buldum ve kendisinden BizSpark programının gidişatı hakkında bazı bilgiler aldım. Anlattığına göre şu ana kadar Avrupa çapında 5000’den fazla startup’a ücretsiz yazılım ve platform desteği sağlanmış. BizSpark programında halka açık olmayan ve 1 milyon dolardan daha düşük değeri olan startuplar destekleniyor. Doğu Avrupa’dan yaklaşık 2000 firma katılımcıymış, ayrıca 350 kadar da network partneri programı desteklemiş. Network partnerleri programa katılan firmaları maddi olarak destekleyebilen yatırımcılardan ve büyük teknoloji firmalarından oluşuyormuş.

Bu tür etkinlikler ülkemizde yeni yeni gelişen dijital sektörün dünya çapında nasıl işlediği, sunulduğu ve organize edildiği konusunda muazzam örnekler oluyorlar. LeWeb, Paris belediyesinin düzenlediği açılış partisinden basın mensuplarının ve bloggerların katıldığı kokteyline ve bitiş etkinliğine kadar üzerinde titizlikle çalışılmış son derece profesyonel bir etkinlikti. Silikon Vadisi’nden Uzak Doğu’ya kadar dünyanın dört bir yanından katılım gösteren konuşmacılar, katılımcılar, ve her türlü ufak ayrıntısıyla organizasyondan son derece memnun kaldığımı söyleyebilirim. Ayrıntılara www.leweb.net adresinden ulaşabilirsiniz.