İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

Bu yazım digitalage dergisi Kasım 2009 sayısında ve webrazzi‘de yayımlanmıştır.
Doğu Avrupa’nın şu ana kadar düzenlenmiş en büyük e-pazarlama ve e-iş zirvesi Webit 4000’den fazla katılımcı ile 7-8 Ekim tarihlerinde Sofya’da düzenlendi. Ben de katılımcılardan birisiydim, sıcağı sıcağına size önemli gelişmeleri aktarmaya çalışacağım.
Sofya kaotik bir şehir, nüfusu henüz 2 milyon civarlarında fakat trafik İstanbul’dan daha karışık. Doğu Avrupa pazarında Türkiye 131 milyon avroluk çevrimiçi reklam harcaması ile başı çekiyor, bizi 45 milyon avro ile Yunanistan, 30 milyon avro ile Romanya ve son olarak da 15 milyon avro ile Bulgaristan izliyor. Bulgaristan’ın pazar büyüklüğü bizden 10 kat küçük fakat çok başarılı bir organizasyona imza attılar. Önemli konuşmacıları bir araya toplamışlar ve Sofya’nın en büyük etkinlik merkezinin iki katını kapatmışlar. Organizasyonun başarısı için e-academy’i ve Plamen Russev’i tebrik etmeli. Organizasyona Makedonya, Yunanistan, Romanya, Almanya, Avusturya gibi birçok farklı ülkeden katılımcı ilgi gösterdi.
Seminerler
eBay’den Google’a, Microsoft’tan AOL’a ve hatta Coca-Cola’ya kadar dijital pazarın en önemli firmaları temsilcilerini sunum ve konferanslar için göndermişlerdi. Webit’in en güçlü yanı da buydu: Toplam 40-45 dakika süren ve sıkmayan seminerler 30-35 dakika kadar sunum/tartışma, sonrasında da 10 dakikalık soru cevap seansları halinde düzenlendi. Benim en çok beğendiğim oturumlar PayPal Polonya ülke müdürünün sunumu, IAB Avrupa’nın sunumu ve Coca-Cola Avrupa dijital pazarlama stratejisi oturumu oldu.
Büyüklü küçüklü neredeyse tüm firmalar sosyal medyanın etkisinden, dijital pazara yapılan yatırımların artmasından, kriz zamanında diğer reklam mecralarının küçülmesine rağmen internet reklamcılığının büyümesinden, ve mobil reklamcılığın yakın gelecekte çok büyüyeceğinden bahsetti.
Seminerler boyunca Doğu Avrupa’lı firmaların temsilcileri küresel firmalara kendilerini göstermek için didindiler, Doğu Avrupa’da bulunan potansiyelden bahsedildi, markalara gelişmekte olan pazarlara yatırım yapmaları için teşvik edici sunumlar yapıldı.
Fuar Alanı
Webit’in zayıf noktası fuar alanıydı. Bu durum belki de Doğu Avrupa’da henüz oturmamış olan startup kültürünün bir yansımasıydı. Görüştüğüm kişiler ve yaptığım araştırmalar dahilinde söyleyebilirim ki Bulgaristan ve çevresindeki pazarlarda Hosting çözümleri ve yazılım taşeronluğu çok gelişmiş durumda, fakat online projelere yatırım yapmak, startup kurup geliştirmek konusunda bizim 3-4 sene önce bulunduğumuz durumda bulunuyorlar. İnternet projeleri genellikle büyük medya şirketlerinin tekelinde, ve bireysel girişimciler tarafından temsil edilen startup’lar ortada yok. Fuar alanında 15-20 kadar firma temsil ediliyordu ve bunlar da yazılım ve hosting hizmetleri sunan firmalardı. Bunlardan başka birkaç reklam ve pazarlama firması da mevcuttu. Fuarın belki de en ilgi çekici kısmı Webit Expo TV için çekim ve röportaj yapılan standdı. O kısımda birçok önemli konuşmacı ve katılımcıya ulaşmak mümkün oldu.
Fuar alanındaki firmalar yabancı katılımcılara bilgi vermek için hazırlıklı değildi, İngilizce bilgi içeren broşürleri bile yoktu, fakat her standa güler yüzleri ile beni karşılamaları ve sorduğum her soruya büyük ilgi ilgi karşılık vermeleri ve yardımcı olmaya çalışmaları takdire değerdi. Sanırım onlar da yurt dışından bu kadar fazla ilgi beklemiyorlardı.
Türkiye’den katılımlar
Seminerler boyunca Türkiye’nin adı da sık sık duyuldu. Özellikle sosyal ağlar ve facebook bağlantılı oturumlarda, online ödeme ve e-ticaret konulu seminerlerde Türkiye’den de örnekler verildi. Doğu Avrupa’nın en büyük online pazarına ve en kalabalık internet kullanıcı kitlesine sahip olmamız gurur vericiydi gerçekten. Ben de organizasyon dahilinde Türkiye internet pazarı üzerine genel bilgiler ve pazarımızın ilgi çekici yanları üzerine bir röportaj verme fırsatı buldum. İlerleyen günlerde seminerler ve röportajlar Webit Expo Web TV üzerinden yayınlanacak.
Konuşmacı olarak Dataport’tan Hakan Tetik ilk gün webit’in gayriresmi açılışını yaptı. İkinci gün ise Hürriyet İnternet Grubu’ndan Elif Bakiler dijital medyada stratejiler adlı oturuma katıldı. Türkiye’den gelen konuşmacılara ve katılımcılara oldukça fazla ilgi gösterildiğini söyleyebilirim.
Konuşmacılar dışında Rezztoran.com’dan Çağla Erdoğan, P&G Türkiye’den Selvi Talipoğlu, Bulgaristan kökenli uluslar arası bir startup olan Favit’ten Besim Dönmez gibi isimlerle de tanışma ve sohbet etme olanağı buldum. Türkiye’den başka birçok katılımcı da seminerler sırasında göze çarptılar.
Sonuç olarak son derece sıcak bir atmosferde, Doğu Avrupa’nın dört bir yanından dijital sektörden oyuncuları bir araya getiren çok yararlı bir etkinlik oldu Webit. Belki de bu coğrafi bölgede ilk defa bu kadar büyük uluslar arası bir etkinlik düzenlendiğinden herkes son derece hevesli ve sıcak kanlıydı, herkes birbirini tanımaya ve pazarları anlamaya gayret gösterdi.
Webit Expo Tv için resmi web sitesini takip etmenizi ve Twitter’dan webit girdilerine bir göz atmanızı öneririm.

Bir süre önce Webrazzi’ye Webit’i duyuran bir yazı yazmıştım. Sonunda etkinlik zamanı geldi, ben de ufak bir Sofya seyahati organize ettim, hem Webit’e katılmak hem de yeni projeler, ekipler tanımak için. Bugün sabah erken saatlerde Sofya’ya vardım. Uçuş 1 saat sürdü. Otele yerleştim, sonra ufak bir gezintiye çıktım ve şu anda Webit’in düzenleneceği “National Palace of Culture” binasını tam karşıdan gören bir Starbucks’ta oturup kablosuz internetten faydalanıyorum.
Havaalanından otele taksi ile giderken yolda birçok Webit tabelası gördüm, facebook’tan google’a kadar firmaların logoları ile Webit logoları birlikte kullanılarak tanıtım yapılmış. Çok hoşuma gitti açıkçası, sadece 1 milyon küsür nüfuslu bir Bulgar şehrinde kentin en büyük ve ihtişamlı yapılarından bir tanesi bir Web fuarı için ayrılmış.
Webit yarın sabah başlıyor ve iki gün sürecek. İzlenimlerimi sıcağı sıcağına Webrazzi üzerinden aktarmaya çalışacağım. Bir de Marketing Türkiye IP eki için özel bir yazı yazacağım.
Favit ekibinden Besim Dönmez beni almaya geliyor. Tanışacağız ve sohbet edeceğiz. Favit Sofya’da yerleşik bir Türk internet firması. Sofya şu anda güneşli, hava çok güzel. İstanbul’dan daha güzel hatta, güneş gözlüklerimi taktım.
En çok merak ettiğim konular: Doğu Avrupa web scene ne durumda, başarılı startuplar var mı (Takip ettiğim kadarıyla Seedcamp’lerde yatırım alan bazı startup’lar arasında Bulgaristan’dan ekipler de vardı) Bir de Türkiye’den katılımcılar ne anlatacaklar.
Ayrıntıları iletmeye devam edeceğim.

İki gün önce Altın Örümcek Web Ödülleri’nde lokalizasyon (yabancı bir ürünün yerli pazara göre uyarlanması) kategorisinde 2008 senesinin en iyi web sitesi olarak yerelleştirme operasyonunun yönetimini üstlenmiş olduğum sevenload seçildi. Altın Örümcek organizasyonu hakkında birçok farklı eleştiriler getirenler var, ben bu ödülü bir prestij ve yoğun çalışmalarımızın takdir edilmesi olarak görüyorum, birinci seçildiğimizde sevindim açıkçası, üstelik HSBC ve Fiat gibi Türkiye operasyonlarının arkasında büyük dijital ajanslar bulunan küresel markaların önüne geçerek başardık bunu. Bu takdiri de en çok üstüme ben alındım, çünkü com.tr sayfasının launch edilmesinden yerli kanalların oluşturulmasına, web tv anlaşmalarından tasarım ekibinin yön etilmesine, ve hatta Almanca-Türkçe çevirilerin kontrol edilip düzenlenmesine kadar işler benim kontrolümden geçti.
Geçen sene yaz sonunda Aachen’dan Köln’e taşınıp sevenload merkez ofisinde Türkiye operasyonu için çalışmaya başladığımda aklımdaki ilk şey ürünü Türkiye’ye uygun hale nasıl getireceğimizdi. Çünkü bir ürün teknik altyapı veya arabirim olarak ne kadar kaliteli olursa olsun yerel pazardaki kullanıcıya hitap etmiyorsa orada etkili bir komünite oluşturmak mümkün olmuyor. Bunun için ilk olarak var olan ürünün kullanıcı ile nasıl iletişim kurduğunu kontrol etmek gerekiyordu, öncelikli olarak en küçük hata mesajlarına kadar sitenin dilini tamamen yeniledik. Bunun dışında, Türk kullanıcısına hitap edecek video yayınlarını, en çok talep görenleri en önde sunacak şekilde düzenleyip minimum zamanda maksimum farklı zevke hitap edebilecek şekilde birçok farklı web tv anlaşması yaptık. Kendi komünitesine sahip online mecrada var olan ya da olmayan birçok prodüksiyona sevenload üzerinden özel birer kanal açıp kullanıcılarımıza yayınladık.
Bu süreçte yayına aldığımız kanalların prodüksiyon sahibini kendi dilinden anlatmasına, ilk izlenim, tasarım ve içerik olarak, hatta metin yazımına kadar bütün ayrıntıları ile yetkin bir şekilde hazırlanmasına dikkat ettim.
İlk aklıma gelenler bunlar oldu, çalışmalarımızı beğenen ve bizi birinciliğe layık görenlere teşekkür ederim. Altın Örümcek ödüllerinin tam listesine ulaşmak için buraya tıklayın.

Önümüzdeki hafta pazartesi ve salı günleri boyunca (25 & 26 Mayıs) İstanbul Üniversitesi‘nde Avcılar yerleşkesinde İÜMK (İstanbul Üniversitesi Mühendislik Kulüpleri Platformu) organizasyonuyla Girişimcilik ve İnovasyon Zirvesi düzenleniyor. Etkinliğin ikinci gününde, saat 11:30′dan itibaren internet girişimciliği üzerine konuşacağız. Panele benimle birlikte taze girişimleri Kariyergenç‘i bir ay önce hayata geçiren Nurettin Özdoğan ve bluetooth teknolojisini kullanarak yaptıkları yenilikçi projelerle tanınan Vodera‘dan Ömer Ekinci katılacak.
Etkinlik hakkında ayrıntılı bilgi almak ve panellerin tüm programını görmek için buraya tıklayıp pdf dosyasını indirebilirsiniz. Farklı odaklara sahip isimlerle düzenlenen paneller ilginizi mutlaka çekecektir. Salı günü saat 11:30′da görüşmek üzere.

Bugün (birkaç saat önce) bizibozmaz.com‘un açılış (aslında bir ay önce açılmışlar fakat partiyi bugün verdiler) partisine katıldım. Bu proje özellikle ilgimi çekiyordu çünkü kurucu ekibinde FHM, Four Four Two gibi dergilerde yayın yönetmenliği ve birçok popüler gazetede köşe yazarlığı yapmış Mansur Forutan bulunuyordu. Bu konuda geleneksel medyadan gelen popüler bir simanın blogculuğa merak salması en çok ilgimi çeken unsur.
Bizibozmaz kendini şöyle tanımlıyor: “Bizibozmaz; bir popüler ve şehir kültürü blog’udur, gerçek ve dijital evrende görüp beğendiklerimizi işleyip sizlerle paylaşır, sanattan tasarıma, teknolojiden dijitale, müzikten afişe, grafikten popüler bilime, popüler tarihten spora, oyundan etkinliğe kadar yaratıcılık ihtiva eden ne varsa gözünüzün içine sokar.”
Mansur Forutan’den partide proje ile ilgili bilgi alma fırsatı buldum. Gazetecilikten blogculuğa geçişinde onu etkileyen faktörler neler olmuştu? bunları sordum. Samimi yanıtlar verdi: Geleneksel medyada kendini ifade konusunda sınırlar bulunduğunu, internet üzerinde sınırsızca hareket edilebildiğini ve istediğiniz her konuda istediğiniz kadar yazıp çizebileceğinizi ve bunun çekiciliğini anlattı. Bunun dışında, düşük maliyetlerin sağladığı kolaylıklardan ve küçük bir ekip ile kendilerine ait bir proje ortaya koyabilmenin hazzından bahsetti. İnternet üzerinden zengin medya imkanlarını kullanıp animasyon, video ve kısa zamanda çok bilgi ve bağlantı sağlayabilme imkanı da hoşuna gitmişti. Blog yazmaya onu iten faktörün son zamanlarda bloglardan çok bahsedilmesi ve blogların daha çok dikkat çekmeye başlaması olduğunu söyledi. İlgi çekici bulduğum bir nokta da geleneksel medya çalışanlarını interaktif mecrada çalışanlardan daha disiplinli bulduğunu söylemesiydi.
Bu kadar çok dalda aynı anda yazılıp çizilen bir blogun pazarlamasında konumlandırma sıkıntıları olabileceğini düşünüyorum. Fakat sıkı bağlantıları ve çevresi bulunan bir medyacının uzun vadede bu blogu bir markaya dönüştürme ve bundan ticari başarı sağlama imkanı bulunuyor. En azından profesyonel olarak yazmakla uğraşan bir ekibin internet üzerinden bu tür bir girişimde bulunması internetin her geçen gün daha çok ciddiye alınan bir platform olduğunu göze çarpıyor. Bu açıdan bu girişimin medyacılar arasında yenilikçi bir hareketi tetikleyeceğini umuyorum.
Ek: Partide Ahmet Hakan ve birkaç tanınmış gazeteci daha vardı. Kendisini örnek göstererek yazmış olduğum blog yazısı onlara ulaştı mı merak ettim, ek olarak onları bir internet sitesinin partisinde görmek hoşuma gitti. Duyduğuma göre bizibozmaz.com’a yazılarıyla katkıda bulunmuşlar. Bu arada parti dediğime bakmayın, Taksim’de bir cafede tanışma ve sohbet toplantısı tadında bir buluşmaydı, masalarda dans eden kızlar yoktu.

Bugün Bilgi Üniversitesi’nde, santralistanbul’da “The Internet and new Participation Trends for Young People in Turkey and abroad” başlıklı civicweb seminerine katıldım. Sektörden kişilerin ve akademisyenlerin katılımıyla, belirtilen konu etrafında ve güncel olaylar üzerine gözlemler ve yorumlar dinlemeyi bekliyordum. Beklediğimin aksine, genel bir bilgilendirme toplantısı şeklinde geçti program. Dinleyicilerin çoğunluğu yabancıydı, onlara Türkiye internetinden örnek projeler sunuldu, kullanıcıların alışkanlıkları hakkında bilgi verildi.
Bu etkinliğe özel bir durum değil, uzun zamandır dikkatimi çeken bir konu, akademik dünyanın internetin hızı karşısında hantal kalması. Bu durumu akademik bir kurumun ve internet sektörünün kesiştiği her yerde gözlemledim neredeyse. Yurt içi veya yurt dışı fark etmeden, eğitim kurumu ne kadar prestijli olursa olsun genelde akademisyenler internet dünyasında olan biteni takip etmekte ağır kalıyorlar sanki. Bunu teknoloji-internet odaklı disiplinlerin diğer akademik disiplinlere göre çok daha hızlı gelişmesini, gün aşırı yaşanan yenilikleri ve değişimleri, ve bütün bu olanlara özel bir mesai ayırıp bunları takip etme zorluğuna bağlayabiliriz sanırım. Başı başına bir disiplin ve mesai isteyen akademisyenlik, internetin içinde yaşayan insanların interneti algılayışı karşısında ağır kalıyor. Bu durumu verilen bir derste kullanılan teknolojinin ne kadar eski olduğundan veya yapılan sunumlarda 3-5 sene öncesinin verilerinin kullanılmasından anlayabiliyoruz.
Yurt dışında üniversitelerin özel sektör ile yaptığı işbirlikleri ve öğrencilerin belli projelere bağlı olarak çalışma imkanları bulması, öğretim görevlilerinin de sektör ile ortak projeler ortaya koyması ile bilgilerini taze tuttuklarını fark ettim. Bu tarzda çalışmalar ülkemizde de sınırlı sayıda olsa yapılıyor, bunların sayıca artması ve bu projelerde dönen sermaye miktarının artıp şahıslara ve kurumlara sağladığı katma değerin çoğalması akademik dünyanın teknolojiyi ve interneti daha verimli olarak takip etmesini sağlayacaktır.

Tünel’deki milk Gallery & Design Store‘u bugün keşfettim. Yaklaşık bir ay önce, 5 Şubat’ta ilk sergileri eBoy eCities ile açılış yapmışlar. eBoy, piksel art çalışmaları yapan bir topluluk ve internet sektörüne yakın olanların muhtemelen bildiği Web 2.0 dünyasını yansıtan ilüstrasyonun da sahibi.
5 Mart’a kadar açık kalacak olan sergide Berlin, Köln, Tokyo gibi şehirlerin yaşamlarını yansıtan büyük poy piksel çizimler var. Modern sanat, teknoloji ve seyahat etmekten hoşlananların çok ilgisini çekecektir, o yüzden sergi bitmeden paylaşmak istedim. Sergiyi ziyaret etmek için bir hafta vaktiniz var, kaçırmayın derim.
Sergide İstanbul’un piksel çizimi mevcut değil, fakat Milk ile ilgilenen arkadaşlar bu çalışmayı bizzat sipariş etmişler ve eBoy grubu şu anda bu çalışmayı hazırlamakla meşgullermiş. Bu da birinci ağızdan aldığım sevindirici bir haber oldu.
Milk’in açık olduğu günleri ve adresini öğrenmek, düzenlenen etkinlikleri ve sergileri takip etmek için web sayfalarına ve bloglarına göz atabilir, facebook gruplarına katılabilir, belki de en güzeli de onları twitter hesabınızdan takip edebilirsiniz.

İnternet sektörünün, sosyal medya ve yeni ekonominin kalbi uzun zamandır ABD’de atıyor. Farklı eyalet ve şehirlerde gün aşırı birçok etkinlik düzenleniyor ve yenilikçi projeler gerçekleşiyor. Fakat son zamanlarda Avrupa’da da düzenlenen benzeri etkinliklerin sayısı artmaya başladı. Hatta Avrupa-ABD arasındaki rekabet LeWeb 08‘de iyice ön plana çıkmış, Silikon Vadisi Avrupa’lı girişimcilere karşı şeklinde bir tartışmaya bile dönüşmüştü.
9-10 Mart tarihlerinde Londra’da düzenlenecek olan Social Networking World Forum şu anda önümüzdeki en dikkat çekici etkinlik. “Shaping the future of social media” sloganıyla düzenlenen etkinliğe şu ana kadar 1000′den fazla kişi kayıt yaptırmış bile. Mobile Social Networking Forum ile eş zamanlı olarak düzenlenecek etkinlikte sosyal ağlar konusuna odaklanacak ve bu konseptte dünya çapında birçok yayıncı firma, ajans ve isim bulunacak.
Konuşmacı olarak listede bulunan önemli isimlerden birkaçı MySpace‘ten Anthony Lukom, Yahoo!dan Gerrith Müller, Linkedin‘den Henry-Clifford Jones ve Xing‘den Davide Villa. İnternet odaklı bu firmalar dışında MTV, Coca-Cola ve P&G gibi küresel dev firmaların interaktif sorumluları da etkinlikte konuşmacı olarak yer alacak.
Etkinliğin dikkat çekici bir özelliği de akşamları Mashable tarafından organize edicek resepsiyonlara ve Facebook Developers Garage çalıştaylarına yer verecek olması.
Bu kapsamlı etkinliğe ben de katılacağım ve etkinlikten önemli anları, olan biteni blogum üzerinden paylaşacağım. Social Networking World Forum hakkında daha ayrıntılı bilgi ve kayıt için lütfen buraya tıklayın.
