İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

RSS Linkedin Xing Facebook Hakkimda Twitter

Analiz’ kategorisi arşivi

Niş proje üretmek: neden ve nasıl?

niche-marketing-magic-e-bookİnterneti el yordamıyla keşfettiğimiz günlerden internetsiz yapamayacağımız günlere doğru yol alırken hayatımızın her bir parçasını çevrimiçi ağlara taşıyoruz. Şu anda birçok işimizi internet üzerinden görebiliyoruz fakat henüz hayatımızı tamamen dijital ortama taşımadık. Bu durum yaşadığımız çevrenin ekonomik gücü ile bağlantılı; zengin ülkeler hızlı bir şekilde servis ve teknoloji üretip bunları günlük hayatlarına adapte ederken nüfusun çoğunluğu değil internet bilgisayar bile görmemiş yerler de var. Türkiye şu anda ortalama bir yerlerde; internet kullanıcı sayısı olarak üst seviyelerde olsak da sektör bir pasta olarak çok büyük değil, özetle internet servislerine talep çok, fakat verdiğimiz hizmetleri paraya çevirmekte zorlanıyoruz.

Şu ana kadar ülkemizde irili ufaklı birçok internet projesi tasarlandı. Bunlara alıcı gözüyle baktığımızda bu projelerin kaç tanesi düzenli olarak kayda değer miktarda para kazanıyor? E-Ticaret siteleri olsun, sosyal ağlar olsun, internet kullanıcısının kısıtlı zamanı için kavga etmek ve zaten küçük olan pastadan bir dilim kapmaya uğraşmak durumundalar. Bir yandan da zor beğenen internet kullanıcısını sürekli memnun etme ve 7/24 iş takibi yapma yükü var.

Bir de şöyle düşünelim: Ortalama bir fikir ve iş modeli ile işe başlayıp bir yandan diğer projelerle rekabet edip büyümeye çalışmak yerine el değmemiş bir sektöre hitap eden spesifik bir model üzerinde çalışsak? Belli bir kullanıcı kitlesine çerçevenin dışına çıkmadan hizmet versek? Herkese hitap etmek, çok kullanıcıya ulaşmaya çalışmak yerine belli bir ilgiye hitap etsek, tek kulvarda ilerlesek? İşte bu anlayışla ilerlersek niş proje üretmiş oluruz.

Şu anda Türkiye internet pazarında kullanıcıların temel ihtiyaçlarını gideren birçok büyük çaplı servis var. Fakat niş projeler için hala çok fazla fırsat bulunuyor. Kendi hobilerinizi, alışveriş alışkanlıklarınızı bir inceleyin, mutlaka bir şeyler keşfedeceksiniz.  Niş projeler ile pazarın belli bir kısmını hedefleyip kullanıcılara daha büyük çaplı projelerde ulaşamayacakları spesifik, detaylar içeren servis ve ürünler sunarak başarı kazanabilirsiniz.

Tek ihtiyacınız olan şey odaklanmak. Belli bir sektör, o sektörün ihtiyaçları, belki de bir sektörün sadece bir parçasına yönelik bir hizmet, ve sadık bir kullanıcı kitlesi. O ürünü kullanan kitleyi hedefleyen reklamverenler, o kitleye uygun satılık ürünler.

okumasitesi_logoBu yazıya ilham veren ürün okumasitesi oldu. Şu ana kadar ürettiğim & yönettiğim web projeleri arasında çok küçük bir kitleye hitap etmesine rağmen en kısa sürede ticari katma değere ulaşan, ve yayına geçeli henüz birkaç ay olmasına rağmen saygıdeğer bir yayınevi ile uzun süreli bir sponsorluk anlaşması gerçekleştiren proje, sadece kitap okumayı seven, okur-yazar kitleye hitap ediyor. Projenin trafikleri birçok sosyal ağ sitesine göre düşük kalıyor, fakat belli bir kitleye odaklı olması ve edebiyat sektöründe yayın yapan dergilere, gazete ekleriyle karşılaştırdığımız zaman çok daha geniş bir sayıya -bir ay içerisinde yüz binlerce kişiye- ulaşabiliyor olmak, projeyi çok değerli kılıyor.

Kısacası, ortalama bir ürün satılamıyorken, ekip ve proje maliyetleri katlanırken; niş bir ürün bir hazine değerinde olabilir. Ürünün pazarda iyi konumlanmış olması, alıcısının ve satıcısının çok net bir şekilde belli olması, işleri kolaylaştıracaktır.

Ahmet HakanDün düzenlenen etohum haftasonu buluşması‘ndan ayrılırken masaların üzerinde duran Digital Age dergilerinden bir tanesini yanıma almıştım, Türkiye’de olmadığım için alıp okuyamadığım Ekim 2008 sayısıydı bu, bir göz atarım dedim. Derginin son sayfasında Ahmet Hakan ile digi-test kısmı gözüme çarptı. Teknoloji konseptli dergilerde sıkça yapılan bir şey, farklı bir sektörden popüler bir isim ile teknoloji-internet üzerine söyleşmek. İlgi de çeker bu tür yazılar, “onlar da haberdar mı, takip ediyorlar mı” diye mutlaka bir göz atarsınız yazıya. Ben de bu ufak söyleşiyi ilgiyle baştan sona okudum.

Ahmet Hakan’ın internet ile ilişkisi enteresandı.  Aklıma takıldı bu, değişime açık olduğu bilinen Ahmet Hakan neler demişti böyle: İnternet üzerine pek düşünmemişti, internette neler olsun ya da olmasın umursamıyordu, facebook veya msn messenger kullanmıyordu, en can alıcısı da bir blog veya web sitesi yoktu, açmayı da düşünmüyordu.

Neden acaba? Takip ettiğimiz gibi geleneksel medya internet karşısında gün geçtikçe daha zayıf duruma düşüyor. Gazeteler, dergiler masraflı olduklarından, hantallıklarından, alışkanlıkları yenilenen kitlelerin hızına yetişememekten bir bir kapanıyor. Bir gazeteci/yazar, üstelik bu kadar çok takipçisi olan popüler bir isim neden bunları söyler ve bu mecrayı önemsemez? Paulo Coelho çatır çatır twitter kullanırken, internet etkinliklerinde konuşmalar yaparken, bizimkiler ne durumda?

Bu konu hakkında küçük bir araştırma yapmaya karar verdim. Türkiye’de internet ve edebiyatı bir araya getirince akla gelen ilk isimlerden olan Reşat Çalışlar‘a da danıştım. Ahmet Hakan ile aynı kulvarda ve popülerlikte gazetecilerin internette aktif olup olmadıklarına bir göz attım.

Gazetecilerin internetteki durumuHıncal Uluç, yok. Ertuğrul Özkök, o da yok. Mehmet Barlas, Emre Aköz, Nazlı Ilıcak, yok yok yok… Bu isimlerinin hiç birisinin ne bir web sitesi, ne de bir blogu var.

Bu durumun nedenlerini kendimizce yorumladığımızda şu tür diyaloglara ulaştık: Türkiye’de geleneksel medya, özellikle televizyon hala çok belirleyici, bunun üzerine yazarların muhtemelen teknolojiye çok hakim olmaması ve internet üzerinden para kazanmanın zorluğu da eklenince ortaya bu sonuç çıkıyor. Peki yazarlar bir gün internette kendini ifade etmeye, site açmaya ihtiyaç duyacak mı? Bu ne zaman olur? Bu sorular ilk yorumların hemen ardından geldi, ve bunun için 5-6 senelik ek süre tanıdık onlara. Reşat’ın yorumu olan gazete yazarlığı ve gazetenin bir yazarın alanı olma gerçeği, yazılarını da buna göre hazırlaması yüzünden blog formatına soktuğunda saçma duracak olması bana da mantıklı geldi. Yine de ben gazetecilerin eninde sonunda tarafsız bir bölgede kendilerini ifade etmeye ve konumlamaya ihtiyaç duyacaklarını ve bunun getirilerini algılayacaklarını düşünüyorum.

İnternette bulunan gazeteciler de yok değil: Listemizdeki diğer isimlerden Fatih Altaylı sitesinde bir RSS feed bulunmasa bile bu iş ile oldukça ilgili görünüyor. Yazıları düzenli olarak sitesinde yayınlanıyor, facebook’ta paylaş bağlantıları ile destekleniyor, her yazısı inanılmaz fazla yorum alıyor, sayfasının bir editörü var ve bu editör yorumları kontrol edip yorum sahiplerine geri dönüşler veriyor, açıklamalar yapıyor. Can Dündar en tecrübeli isim olarak göze çarpıyor. Sitesinin ana sayfasındaki notunda okurları ve izleyicileri ile sitesi sayesinde haberleştiğini, bu sayede candostları edindiğini ve okurlarının kendisine yol gösterdiğini anlatıyor.

Listemizde bulunmamalarına rağmen diğer yazarları araştırırken keşfettiğim Emre Kongar ve Mehmet Altan‘ın kişisel siteleri de görsellerden röportajlara, hatta ingilizce yazılarına kadar ilgi çekici dökümanlar içeriyor.

Ahmet Hakan söyleşide interneti pek önemsiyor gibi görünmese de çok kullandığını ve haber sitelerini takip ettiğini belirtmiş. Bu yazıyı okur mu veya ileride fikrini değiştirip bir web sitesi veya blog açar mı bilmiyorum ama tahminim internet üzerinden yazılarını ve çalışmalarını sergileyen ve görünür hale gelen yazarların sayısının günbegün artacağı ve internetin artan gücünün onların etki alanını küçültmesi ile belki de bir gün bütün gazetecilerin birer bloggera dönüşeceği yönünde.

HayHuy tutar mı?

hayhuylogoBugün cevabını merak ettiğim soru bu oldu. Blogumu yayına almışken ve test aşamasında olan yeni bir servisi kullanıp  değerlendirme şansı elimdeyken bir şeyler karalamak istedim. HayHuy‘un bana hitap etmesinin de etkisi yadsınamaz.

Aslında bir süre önce Özgür ve Ender‘den, yani Soda Medya Interactive‘den isimsiz yeni projelerinin konseptini dinlemiş ve bu konuda biraz kafa yormuştum, fakat birkaç gün önce gönderdikleri beta test imkanı ile bu yeni projenin adını öğrenmek, siteyi kullanmak, ve bu konuyu daha somut bir şekilde tartmak mümkün oldu.

Bu analizi istatistiksel veriler üzerinden yapmayacağım, sitenin konsepti ve hedef kitlesi üzerine kafa yorup, çalışma sistematiğini değerlendirip yüzeysel bir şekilde üzerinden geçeceğim. Hatta sizden de bu konuda yorum yapmanızı isteyeceğim.

Öncelikle sitenin üzerine oturtulduğu fikir bana çok çekici geldi. İlk anlatıldığında da çekici bulmuştum, siteyi kullanırken de oldukça fazla keyif aldım. Sitenin (muhtemelen şimdilik) basit işleyişi şu mantığa dayanıyor: Karşımıza çıkan soruları cevaplıyoruz, böylece kendimizi ifade ediyoruz, nasıl bir insan olduğumuzu gösteriyoruz; bir süre sonra elimizde karakterimiz hakkında az çok bir bilgi yığını birikiyor, ve bununla bize benzer başka üyelere ulaşabiliyoruz. Senelerdir dergilerde & gazetelerde de merakla test çözmez miyiz sonucunda ne çıkacağız diye? İşte Hayhuy ile bunu yapıyoruz, bir de diğer üyelerle bu fikir üzerinden etkileşime girebiliyoruz.

hayhuyBu ilk kısım güzel, ben de oturdum sitede soru üstüne soru okudum, hoşuma gidenleri yanıtladım. Başkalarının verdiği yanıtlara baktım, konular hakkında yorumlar yazdım. Hatta bir de isteklendim “Ben de bir şeyler sormalıyım, insanlar benim sorularımı cevaplasın.” diye. Bu kilit bir faktör olabilir. Gerçi bunu yapmak istediğimde karşımda bir filtreleme sistemi bulamadığım için “Şimdi soracağım soru daha önce de sorulmuş olabilir” diye düşünmeden edemedim.

Şimdi siteyi kullanım tecrübemi düşünüp daha da güzelleştirmek için neler eklenebilir diye düşündüğümde aklıma bu kısım geliyor, mevcut soruları kategorilendirmek ve filtreleyebilmek. Uzun iş olabilir belki ama soruları bir etiket sistemi ile kategorilendirmek harika olacaktır. Kullanıcılar spor ile ilgiliyse spor’u, kültür-sanat üzerinden kendilerini ifade etmek istiyorlarsa ilgili etiketleri tıklayıp o konseptte sorulara yanıt verebilmeliler. Sorular hatta cevaplar içerisinde ayrıntılı bir arama sistemi de geliştirilmeli mutlaka. Kullanıcılar tembeldir, sırayla karşılarına gelecek 10 soruyu teker teker atlayıp onları ifade edecek 11. soruyu beklemek yerine arama motorunu kullanıp işlerini hızlı halletmek isterler.

Bu şekilde bir ilerleme ile zaten keyifli bir fikri olan sitenin daha da güzel hale geleceğini düşünüyorum. Beni asıl düşündüren konu ise sitenin para kazanması için harcanacak çaba. Ne tür bir tanıtım yolu izleneceğini merak ediyorum. Kullanıcılar ücretsiz olarak sosyalleşebildikleri diğer mecraları neden tercih etmesinler? Karşılarında gerçekten karakter olarak benzeyen birisi olma ihtimali onlara üyelik için ücret ödettirmeyi başarabilecek mi? Sitenin adamakıllı kazanmaya başlaması için oldukça büyük bir kitleye ulaşması gerekecek mi? Proje ticari bir sektöre veya belli bir kullanıcı profiline hitap etmediğine göre çok yoğun bir trafik almadan önce reklam alma imkanı az olacaktır, somut olarak ihtiyaç duyulan bir servis de sunmadığına göre sosyal ağlar ve arkadaş/sevgili arama siteleri ile rekabet etmek durumunda kalacaktır.

Bu konuda kilit bazı özellikler kullanılabilir, örneğin Özgür’ün bana site üzerinden cevaplamam için yolladığı bir soru, yani “huylandırma” beni heyecanlandırdı, ve soruyu cevaplamadan önce adamakıllı düşündüm. Bu tür ekstra etkileşim yöntemleri sunmak yararlı olabilir görünüyor.

Sitenin genel stratejisi nasıl devam edecek, ve internet kullanıcısından ne kadar ilgi görecek, merakla takip edeceğim. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? HayHuy’u sevdiniz mi, sizce başarılı olur mu? Ne olursa başarılı sayarsınız?