İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

Bugün (birkaç saat önce) bizibozmaz.com‘un açılış (aslında bir ay önce açılmışlar fakat partiyi bugün verdiler) partisine katıldım. Bu proje özellikle ilgimi çekiyordu çünkü kurucu ekibinde FHM, Four Four Two gibi dergilerde yayın yönetmenliği ve birçok popüler gazetede köşe yazarlığı yapmış Mansur Forutan bulunuyordu. Bu konuda geleneksel medyadan gelen popüler bir simanın blogculuğa merak salması en çok ilgimi çeken unsur.
Bizibozmaz kendini şöyle tanımlıyor: “Bizibozmaz; bir popüler ve şehir kültürü blog’udur, gerçek ve dijital evrende görüp beğendiklerimizi işleyip sizlerle paylaşır, sanattan tasarıma, teknolojiden dijitale, müzikten afişe, grafikten popüler bilime, popüler tarihten spora, oyundan etkinliğe kadar yaratıcılık ihtiva eden ne varsa gözünüzün içine sokar.”
Mansur Forutan’den partide proje ile ilgili bilgi alma fırsatı buldum. Gazetecilikten blogculuğa geçişinde onu etkileyen faktörler neler olmuştu? bunları sordum. Samimi yanıtlar verdi: Geleneksel medyada kendini ifade konusunda sınırlar bulunduğunu, internet üzerinde sınırsızca hareket edilebildiğini ve istediğiniz her konuda istediğiniz kadar yazıp çizebileceğinizi ve bunun çekiciliğini anlattı. Bunun dışında, düşük maliyetlerin sağladığı kolaylıklardan ve küçük bir ekip ile kendilerine ait bir proje ortaya koyabilmenin hazzından bahsetti. İnternet üzerinden zengin medya imkanlarını kullanıp animasyon, video ve kısa zamanda çok bilgi ve bağlantı sağlayabilme imkanı da hoşuna gitmişti. Blog yazmaya onu iten faktörün son zamanlarda bloglardan çok bahsedilmesi ve blogların daha çok dikkat çekmeye başlaması olduğunu söyledi. İlgi çekici bulduğum bir nokta da geleneksel medya çalışanlarını interaktif mecrada çalışanlardan daha disiplinli bulduğunu söylemesiydi.
Bu kadar çok dalda aynı anda yazılıp çizilen bir blogun pazarlamasında konumlandırma sıkıntıları olabileceğini düşünüyorum. Fakat sıkı bağlantıları ve çevresi bulunan bir medyacının uzun vadede bu blogu bir markaya dönüştürme ve bundan ticari başarı sağlama imkanı bulunuyor. En azından profesyonel olarak yazmakla uğraşan bir ekibin internet üzerinden bu tür bir girişimde bulunması internetin her geçen gün daha çok ciddiye alınan bir platform olduğunu göze çarpıyor. Bu açıdan bu girişimin medyacılar arasında yenilikçi bir hareketi tetikleyeceğini umuyorum.
Ek: Partide Ahmet Hakan ve birkaç tanınmış gazeteci daha vardı. Kendisini örnek göstererek yazmış olduğum blog yazısı onlara ulaştı mı merak ettim, ek olarak onları bir internet sitesinin partisinde görmek hoşuma gitti. Duyduğuma göre bizibozmaz.com’a yazılarıyla katkıda bulunmuşlar. Bu arada parti dediğime bakmayın, Taksim’de bir cafede tanışma ve sohbet toplantısı tadında bir buluşmaydı, masalarda dans eden kızlar yoktu.
Toplam : 3 Yorum var
tutar çünkü >> profesyonel ekip, para yatırılmış, halihazırda çevre/okur mevcut, tanıtımını daha kolay yapabilir.
tutmaz çünkü >> basından simaların gelip blog mecrasını ele geçirmesine hoş tepki vermeyebilir blog okuru. zira biraz ruhuna aykırı sosyal webin. klasik gazete okurunun da bloglara taşınması zor gibi. ahmet hakan’ın kendisi doğru düzgün net kullanmıyorken -bkz vadiefe.com ilgili yazı- yazdığı site niye ilgi görsün ki
tutmaz çünkü >> yabancı dergilerden copy-paste’e ya da bizzat onların yerli edisyonu olmaya alışmış türk dergicilerinin şu devirde artık şansı pek yok gibi. malum artık herşeyin orijinine ilk elden ulaşabiliyoruz. yazını okuduktan sonra bizibozmaz’a bakışım değişti artık bir blog değil de fhm çevrimiçi okuduğumu hissedebiliyorum adeta her cümlede, her görselde. (ve malesef artık ergen değilim mansur)
tutar çünkü >> türk insanı ingilizce bilmez. başka dili hiç bilmez. bilse de kültürünü bilmez. bilse de ilgilenmez. yurtdışında yaşar ama dönüp gene dünyayı hurriyet.com.tr’den takip eder. ve de tabii dergicilerin dergici olarak şansı yok ama copy-paste blogdan da geçilmiyor ortalık, sanırım ondan ki mecra değiştirmişler. boingboing’i techcrunch’ı filan kimse takip etmezken pillilerdeki 3. el postlar bu kadar okunuyorsa bu ülkede herşey tutabilir tabii.
Teşekkürler Vadi paylaştığın için. Yazını okudum, verdiğin bilgilerden sonra site ilgimi çekti. Girip inceledim.
Diğer kişileri bilmiyorum ama; Mansur, blog kavramıyla yeni tanıştığı için, blog yazmaya yeni başladığı için şu anda basit bir işmiş gibi geliyor ona. Ama her bloggerın da bileceği gibi; blog yazmak kısa süre sonra sıkmaya başlayacak, yazıların arasındaki tarihler uzayacak, çok yorucu bir işmiş gibi gelecek. Bu yüzden siteyi birkaç ay sonra değerlendirmek çok daha mantıklı olur.
şimdi bütün blog dünyasındaki ahkam kesmelere karşı tek bir şey söylemek lazım: Kaynak göstermeyi bilmeyen, herkesin işini çalıp bunu ben buldum edasıyla gösteren bir kültürde tabii ki kimse kimsenin işine değer vermez. Copy blogging bir kültürdür Boing Boing de bunu yapar başkaları da. Sonuçta içerik her zaman kazanır. Birçoklarının kaybedeceği bir ortam olduğunu da kabul etmek lazım.
Not: Abi ergenlikten çıkma çabaların takdir hak ediyor ama mansur’un ya da başkalarının bununla ilgilendiğini zannetmiyorum.
Yorumunuz: