İnternet odağından uzaklaşmadan, sektördeki gelişmeler, kullanmaktan keyif aldığım servisler ve edindiğim deneyimler çerçevesinde yazdığım kişisel blogumu keyifle okursunuz umarım...

RSS Linkedin Xing Facebook Friendfeed Hakkimda Twitter
Social Media World Forum


“Çok özel bir kelebek türü, her sene uzun bir göç yolunu aşıp Efes Pilsen One Love Festival’de buluşur. Şimdi nesli tükenen bu canlıların yolculuğuna siz de tanıklık edebilirsiniz.”

Bu cümleleri festival için hazırlanmış mikrosite kampanyasından alıntıladım. http://www.sevgikelebekleri.com adresinde festivale davetiye kazanmak için ufak bir kampanya düzenlenmiş: “Sevgi Kelebekleri”nin hikayesini anlatan videolardan beğendiklerinizi facebook profilinizde paylaşıyorsunuz, her 50 paylaşımdan bir tanesi davetiye kazanıyor. Bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Bu akşam Taksim’de Ghetto’da mor ve ötesi‘nin yeni albümü ‘MASUMİYETİN ZİYAN OLMAZ‘ın lansman partisine katılacağız. Grup albümün çıkışını internetin viral etkisini kullanan güzel bir sosyal medya kampanyası ile duyurdu. www.masumiyetinziyanolmaz.com adresindeki mikrositeye giren kişiler grubun yeni albümünden parçaları dinleme şansını yakaladılar. Can alıcı olan kısım albümün çıktığını facebook ve Twitter’dan paylaşanlara ödül dağıtan sosyal medya kampanyasıydı. Bu kampanya için hiç reklam bütçesi harcamamış olmamıza rağmen albümün çıktığını 15 gün içerisinde yaklaşık 10 bin kişi facebook’tan, yüzlerce kişi de Twitter’dan paylaştı. Kampanyayı sosyal medya iletişim ajansımız Dekatlon Buzz organize etti.

Bu yapılan paylaşımlar albümün çıkışını dinleyicileri arasında yaydı. Arkadaşının yaptığı paylaşımı gören kişiler siteye girip şarkıları dinlediler ve kampanyaya katılmak için onlar da kendi arkadaşlarıyla albümün çıkışını paylaştılar. Bu şekilde kısa sürede yaklaşık 50.000 kişiyi mikrositeye çektik.

Albüm dün piyasaya sürüldü ve ben de şarkıların tamamını bu akşam konserde dinleme fırsatı bulacağım:) Herkesi Ghetto’ya bekleriz.

Sosyal medya iletişim ajansımız Dekatlon Buzz ile geçtiğimiz hafta içerisinde Türkiye’de bir ilke imza attık. ‘Tasarım değeri olan eğlenceli her şey’ sloganı ile yol alan ve Türkiye’nin butik tasarım mağaza zincirleri arasında lider konumda yer alan BUN Design ile birlikte gerçekleştirdiğimiz BUNSQUARE kampanyası hakkında yazmak için öncelikle kampanyanın tamamlanmasını bekledim. Kampanyaya katılım süresi dün akşam sona erdi ve BUNSQUARE sözcüğünü ilk kullanmaya başlayıp kampanyayı duyurduğumuz bir hafta içerisinde oldukça fazla ses getirdik. Şu anda Google’a ‘bunsquare’ yazdığınızda tam 1200 sonuç karşınıza çıkıyor.

Bunsquare kampanyası ile neyi amaçladık? Nasıl bir anlam yarattık?

BUN Design tüm online iletişim stratejisini Dekatlon Buzz ekibi ile birlikte çiziyor. BUN Design Türkiye’de ilk olan bir konsepti hayata geçirmiş ve çok başarılı olmuş bir firma, ve arkasında girişimci bir Türk ekibi var. Online dünyadaki fırsatları biliyorlar ve bu tarafta ilerlemekten çekinmiyorlar. BUN Design’ın online dünyada artık daha aktif olduğunu Türkiye’de bir ilk olacak ve ses getirecek bir kampanya kurgusu ile duyurmak istedik. Birlikte çalıştığımız markanın arkasında ilkleri gerçekleştiren girişimci bir ekip olması bize bu cesaretli kararı aldırdı ve dünyada bile çok az kullanılmış olan bir mecrada bir kampanya kurgulayıp BUN Design’ın yenilikçi ve yaratıcı yönünün altını çizdik.

Kampanya medyadan ve sektörden çok fazla ilgi gördü. Bunu nasıl başardık?

BUNSQUARE kampanyamızdan sadece bir hafta içerisinde Milliyet Gazetesi, Sabah Gazetesi, Akşam Gazetesi gibi önemli yayın organlarında bahsedildi, Marketing Türkiye ve Digital Age dergilerinin yayınlanacak sayılarında ayın kampanyası olarak seçildik, kampanya kurgumuz Turkcell ve Turk Telekom teknoloji ekipleri arasında mail zinciri olarak dolaştı, ve Mindshare Interaction bize blogunda yer verdi. Tabii bütün bu önemli olayların yanında sayısız blog ve haber sitesi kampanyayı online olarak paylaştı. Örn. (1) (2) (3) (4) (5) Kampanyanın ses getirmesinden ve yayılmasından sonra bazı önemli marka temsilcileri bizimle iletişime geçip onlara benzer kurgular hakkında ayrıntılı bilgi vermemizi istediler, bu da önemli bir gelişmeydi.

Kampanya kurgusunun yarattığı fark neydi? Ne kadar katılım oldu?

Burada sözü ‘Marketoloji‘ blogu yazarı Berna Akın’a bırakmak istiyorum. Kendisi BUNSQUARE kampanyası ile ilgili yazdığı yazıda şu yorumları yapmış:

Bunsquare ilk karşıma çıktığında, “Sosyal medya kampanyası işte böyle olur!” diye düşündüm. Sosyal medyayı fiziksel mağaza ortamları ile birleştirmeleri, kullanıcıların marka ile fiziksel temas kurmalarını sağlayacak. Mağazalardaki formları doldurmaları sayesinde de, CRM’de (Müşteri İlişkileri Yönetimi) kullanılmak üzere harika bir veritabanı oluşturulacak. Buradan anlayabiliriz ki, ileride bizi çok daha kişiselleştirilmiş kampanyalar bekliyor.

“Markalarınızı ve kampanyalarınızı sosyal medyada var ediyoruz.” sloganı ile yola çıkan sosyal medya iletişim ajansı Dekatlon Buzz, Bun Design’ın bu kampanyada birlikte çalışmak istediği ajans olmuş. Kendilerini de ayrıca tebrik etmek istiyorum.

Bir tarafta, sadece Facebook ve Twitter’da birer hayran sayfası açıp, arada sırada (ki arada sırada olması iyi, çok sık olursa spam’e dönüşüyor) marka ile ilgili reklam yapan ya da haberler yayınlayan markalar; diğer tarafta çok daha interaktif ve tüketicilerin marka ile aralarında bağ kuracağı kampanyalar gerçekleştiren markalar… Bir tarafta sosyal ağlarda spam yapmak, diğer tarafta kullanıcıların marka ile duygusal bağ kurmalarını sağlamak ve marka sadakati (brand loyalty) yaratmak…

Berna Hanım gerçekleştirmek istediğimiz etkiyi çok iyi kavramış ve bunu blogunda paylaşmış. Kendisine güzel yorumları için de buradan teşekkür ederim.

BUNSQUARE kampanya kurgusu son kullanıcı için zorlu bir süreçti. Çok yüksek katılım beklemiyorduk, öncelikli amacımız sektöre ‘insanları mağazaların içine çekecek sosyal kampanyalar yapılabilir’ mesajını vermekti. Hem foursquare hem de Twitter’dan paylaşım kurgusunu doğru biçimde tamamlayan toplam 13 kişi kampanyadan ödül almaya hak kazandı. Bunun dışında foursquare veya Twitter paylaşımını doğru biçimde yapmayan, hashtag koymayı unutan, yanlış mağazaya giden katılımcılar da oldu. Bu katılımın yanında ise BUN Design’ın yenilikçi imajı ve online dünyaya girişi yüz binlerce kişi tarafından duyuldu, ve bir PR kampanyası olarak Bunsquare çok başarılı oldu.

Foursquare kullanımı Türkiye’de şu anda çok düşük, ve insanları bilgisayarlarının başından kaldırıp mağazaya çekmek de şu an için zorlu bir süreç. iPhone kullanan ve foursquare yüklemiş olan creme-de-la-creme kitleyi mağazalara çekmek çok daha zor. Mobil internet ve mobil sosyal medya kullanımı yaygınlaştıkça BUNSQUARE benzeri kampanyalar hayatımızın içerisinde daha fazla yer almaya başlayacak. O zaman BUNSQUARE’i hatırlayıp ‘Bu tarz kampanyaları biz başlatmıştık’ diyeceğiz, ne mutlu bize. Bu fırsatı bize veren BUN Design ekibine çok teşekkür ederim.

Efes Pilsen blog yazarını arıyor

Efes Pilsen’in blogundan alıntılıyorum:

Efes Pilsen’in bir parçası olarak kurumsal blogumuzda yazacak, festivallerden maçlara, fabrika gezilerinden takım antremanlarına tüm etkinliklerimizde bizlerle yanyana duracak, hem yurtiçi hem yurtdışı gezilerimize eşlik edecek ve izlenimlerini kendi anlatımıyla paylaşacak blog yazarımızı arıyoruz! Katılmak için yapmanız gereken çok basit:

1. “Efes Pilsen Blog Yazarı Ben Olmalıyım” konulu bir blog yazısı yazın.
2. Bu yazının linki ile birlikte aşağıdaki formu doldurarak adaylar arasına katılın.

Başvurular 5-25 Nisan 2010 tarihleri arasında alınacak ve 30 Nisan 2010 tarihinde açıklanacak finalistler, 8 Mayıs 2010 Cumartesi günü düzenlenecek 2010 Blog Ödülleri’nde kameranın karşısına geçecek.

Bir marka için kurumsal blog tutmak eğlenceli ve eğitici bir iş olabilir.  Şuradan haberi incelemenizi tavsiye ederim.

Küresel markalar çoğu konuda olduğu gibi sosyal medya kampanyalarında da öncü oluyorlar genelde, fakat bu konuda aktif olarak çalışan yerli markalarımız bulunduğunu da es geçmemek lazım. Tiffany tam 5 senedir www.catlaktshirt.com adresinde tişört tasarımcılarını ağırlıyor ve ‘Çatlak Tshirt’ yarışmasını düzenliyor. Yayınlanan bültene bir göz atalım:

Tiffany “Çatlak T-Shirt” yarışması bu yıl da geçen sene olduğu gibi 1 Mart-1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. T-shirt üzerinde kullanılabilecek her türlü özgün, komik, karizmatik ve hınzır çizginizi, sloganınızı veya grafiğinizi www.catlaktshirt.com adresine yükleyin, 5binTL’lik para ödülünü kazanın. Göreni hem düşündürecek hem de gülmekten çatlatacak tasarımlarınızı büyük bir heyecanla bekliyoruz. Yarışmaya farklı bir bakış açısı getirmek adına bu yıl eser elemelerini Mehmet Çağçağ önderliğinde Leman ekibinin güçlü çizerleri gerçekleştirecek.

Artık geleneksel hale gelen, meraklılarının özlemle beklediği Tiffany Çatlak T-shirt yarışmasının beşincisi 1 Mart’ta başladı. Yarışmayla ilgili detaylı bilgiyi catlaktshirt.com sitesinden alabilirsiniz. Yarışmaya eser gönderme süresi 1 Mayıs 2010 tarihinde sona eriyor. Bu tarihten sonra yarışmaya t-shirt tasarımında kullanılabilecek esprili çizim ve sözleriyle katılanlar arasından 30 finalist belirlenecek. Bu eserler 15 Mayıs’tan itibaren www.catlaktshirt.com adresinden oylamaya sunulacak. İnternet üzerinden yapılan oylama sonuçları Haziran ayında gerçekleştirilecek ödül töreninde jüri değerlendirmesiyle birlikte açıklanacak. Bu sene yarışma birincisi 5binTL, ikincisi 3bin TL üçüncü ise 2binTL’lik para ödülü kazanıyor. Ayrıca dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinciye 250’şerTL’lik Tiffany hediye çekinin yanısıra ilk 30’a giren diğer finalistlere 150şerTL’lik Tiffany hediye çeki armağan edilecek.

Tiffany’nin “Çatlak T-shirt” yarışması her yıl tekrarlanıyor ve seçilen çalışmalar T-Funny koleksiyonunun bir parçasını oluşturuyor.

Geçtiğimiz sene Paris’te katıldığım LeWeb organizasyonunda Tuğçe Ergül ile tanışmıştım, etkinliğe Türkiye’den katılmış birkaç kişiden birisiydi. Üniversiteyi Paris’te bitirmiş ve yatırım bankacılığı üzerine çalışmıştı. Startup Weekend organizatörü ile orada bire bir tanışma fırsatı bulup bu etkinliği Türkiye’de gerçekleştirmek için kolları sıvamıştı. Sonunda etkinlik kesinleşti ve başvurular başladı. Geri kalan ayrıntıları Timeout’ta çıkan haberden alıntılıyorum:
Girişimcileri, yöneticileri, pazarlamacıları, tasarımcıları, yeni bir şirket kurmayı arzu edenleri bir araya getiren 54 saat süreli, iş fikri yarışması olan Startup Weekend, İstanbul’da ilk kez 16-18 Nisan tarihlerinde gerçekleşiyor. Startup Weekend’e başvurmak için son gün 1 Nisan 2010.

Tam olarak nedir?
Startup Weekend (Sıfırdan Şirket Kurma Hafta Sonu), katılımcıların gruplar halinde çalışarak parlak bir iş fikrini 54 saatlik bir süre içinde şirketleşme aşamasına getirdikleri bir girişimcilik yarışması.

Startup Weekend’e kimler başvurabilir?
Startup Weekend’e parlak bir iş fikri olan, başkalarının fikirlerini geliştirmek isteyen, yatırımcılarla ve diğer girişimcilerle tanışmak isteyen, Startup Weekend ortamını canlı deneyimlemek isteyen, kısacası girişimci bir ruha sahip olduğunu düşünen herkes başvurabilir.

Katılmak için ne lazım?
Başvurular için son gün 1 Nisan 2010; başvuruların kabul edildiği adres ise http://istanbul.startupweekend.org. Toplam 200 katılımcının yarışabileceği etkinlik için Özyeğin Üniversitesi’nde toplanan başvurular, üniversite tarafından belirlenecek.

Yarışmacıları nasıl bir hafta sonu bekliyor?
Cuma akşamüstü başlayan yarışma, pazar akşamına kadar kesintisiz devam edecek. Katılımcılar, başvurular sırasında seçilen 40-45 tane fikir arasından en iyi 10-15 fikri, cuma akşamı oyluyorlar. Fikirler belirlendikten sonra, katılımcılar kiminle ve hangi fikir üzerinde çalışmak istediklerine karar vererek grupları oluşturuyorlar. Oluşan gruplar pazar akşamına kadar fikirlerini şirketleşme yolunda geliştiriyorlar. Pazar akşamı başarılı girişimcilerden oluşan jüri, yapılan sunumların ardından ilk üçe girenleri seçiyor.

Microsoft İstanbul ofisinde düzenlenecek haftasonunda gruplara destek olmak üzere başarılı girişimcilerden seçilen mentorlar ve konuk konuşmacılar yarışmacılarla kendi deneyimlerini paylaşacaklar. Ayrıca katılımcıların ara ara yarışma havasından çıkıp rahatlayabilmesi için bazı sürpriz etkinlikler de düzenlenecek.

Kazanan fikirler hayata geçecek mi?
Startup Weekend’i kazanan takımlara yatırım sözü verilmiyor; ancak geçmiş yarışmaları kazanıp yatırımcılar tarafından desteklenen çok sayıda proje var. Startup Weekend Istanbul’da da Türk ve Amerikalı yatırımcılar bulunacak ve seçilen fikirler Amerika’daki yatırımcılara Startup Weekend aracılığıyla duyurulacak.

Startup Weekend hakkında
Andrew Hyde tarafından 2007 yılında hayata geçirilen Startup Weekend katılımcıların gruplar halinde çalışarak parlak bir iş fikrini şirketleşme aşamasına getirdikleri 54 saatlik bir girişimcilik yarışması. Yarışma 54 saat süresince kesintisiz devam ediyor ve hafta sonunun bitiminde seçkin bir jüri tarafından en başarılı şirket fikirleri ödüllendiriliyor. Startup Weekend bugüne kadar 12 ülkede ve 52 şehirde gerçekleştirildi ve yarışma 200’ü aşkın şirketin kurulmasına önayak oldu.

Social Media World Forum gün 1 biterken son bir oturuma katıldım, ve beklemediğim kadar iyi bir sohbet ve şaşırtıcı bilgiler ile karşılaştım. Katılımcılar bir sosyal oyun reklam networku olan Adknowledge, sosyal oyun pazarına giren Sega ve sosyal oyun pazarlaması üzerine çalışan bir uzak doğulu girişimciydi. Aldığım notlardan birkaç tanesini paylaşmak istiyorum:

  • Adknowledge birçok farklı platformlar üzerinden online oyunlara ödeme seçenekleri ve reklam alanları sağlıyor. Facebook üzerinden yayın yapan firmalar en büyük müşterileri, ve neredeyse yüzde 50 facebook üzerinden çalışıyorlar. Facebook yayıncılarına geçen sene 100 milyon dolardan fazla ödeme yapmışlar.
  • İnternet kullanıcıları online olarak sosyal ağlarda geçirdiği vaktin %60-%70 kadarında oyun oynuyormuş.
  • Eğer bir marka sosyal oyunların içerisinde yer almak istiyorsa reklam yapmak için kullanıcının işini zorlaştırmamalı, bilakis oyunun içerisinde kullanıcıya yardım etmeli.
  • Bir oyunda patates üreticisi olan oyuncuya ek özellik olarak bu patatesleri Lay’s cipsine çevirme hakkı vermişler, ve Lay’s cips üretenler ek puanlar kazanmış. İnanılmaz başarılı bir kampanya olmuş.
  • Facebook kredi sistemi birçok farklı sistemin arasında güvenilirliği ve yaygınlığı ile öne çıkıyor.
  • Sosyal oyunların yaşam süresi 6 haftadan 5 aya kadar değişiklik gösteriyor ve gün geçtikçe artıyormuş.
  • Kullanıcılar eğlence ve komedi istiyorlar. İnternette geçirdikleri neredeyse her anda eğlenmeliler. Theme Hospital’dan esinlenerek hayata geçirdikleri Medical Mayhem adlı oyunda kullanıcıların birbirlerine Viagra göndermesini sağlamışlar, çok tutmuş. Sosyal oyunun temelinde kullanıcıların birbirleriyle eğlenmesi ve paylaşımı yatıyor.

Oturum kapanırken yorumları alınan katılımcılar sosyal oyun pazarının birkaç seneye offline oyun pazarından fazla olacağı yorumunu yaptılar. Bu etkileyici istatistikler de bunu gösteriyor. Şöyle bir düşündüğümde internetin henüz gelişmediği zamanlarda sıkı bir bilgisayar kullanıcısı olarak oynadığım oyunlara arkadaşlarımı da katmak istediğimi hatırlıyorum. Ülkemizde sosyal oyun pazarı üzerine yatırım yapılması ve yoğun olarak yerel projeler geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Öğlenden beri Social Media World Forum‘daki fuar alanını geziyorum ve sosyal medya pazarlaması & PR’ı üzerine çalışan birçok farklı uluslararası firmanın iş geliştirme yetkilileri ve kurucuları ile yüz yüze görüşme imkanı buldum. Etkinliğin ve günümüzün gelişmekte olan konu başlıkları olarak mobil uygulamalar dikkat çekiyor, fakat bu pazar hala gelişme aşamasında. Asıl dikkatimi çeken ise “branded community” yani markaya özel komünite kurulumu ve işletmesi sunan firmalar ile markalara özel video platformları/yayılımı sağlayan firmaların çokluğu oldu.

Bu iki konuda çalışan ve organizasyonda aktif olarak tanıtımların sürdüren firmaların bazıları TV Genius, VPype, Comment TechnologiesHuzu ve Brightcove.

Comment Tech ve Huzu birbirlerine benzer iki firma, ve markalara/kurumlara özel sosyal ağ servisi sunuyorlar. Aynı servisi veren ve küresel pazara hitap eden Ning, Grou.ps, Mixxt gibi yakından tanıdığımız firmalar ile rekabet ediyorlar ve sosyal ağ platformunun kurulumundan tasarımına ve sonrasında içerik yönetimi ve pazarlamasına kadar komple hizmet paketleri sunuyorlar.

VPype markaların takipçileri ile Facebook üzerinden canlı iletişim kurabilmelerini sağlıyor. Facebook üzerinden canlı video yayını sunuyorlar ve mottoları da “Go Social. Go Video. Go Vpype.” İncelemeye değer bir servis.

Brightcove ve TV Genius ise video teknolojisini sosyal medya ile birleştirip kendi platformları üzerinden servis sunan, B2B çalışan iki firma. Social Media World Forum’un ana sponsorları arasındalar ve etkinlikte agresif bir tanıtım stratejisi izliyorlar.

Sosyal medya pazarlamasının halen yükselişte olduğu günümüzde pazarın ne yönde geliştiğini ilerlemek için bu tür etkinliklerde ön plana çıkan firmaların iş modellerini incelemenin yararlı olacağı görüşündeyim.